Danıştay 6. Daire, Esas No: 2021/10948, Karar No: 2021/14787
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/10948 E. , 2021/14787 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/10948
Karar No : 2021/14787
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Enerji Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Denizli İli, Tavas İlçesi, … Mahallesi, … , … numaralı sahada davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan “Sondaj Yöntemi İle Jeotermal Kaynak Arama Faaliyeti” projesi ile ilgili olarak olarak Denizli Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle: “jeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu proje sahasının, güneydoğu yönünde birbirine paralel uzanan ve aktif olan Babadağ fay zonu ile Karacasu fayı ile sınırlanmış graben zonunda bulunduğu, söz konusu saha, sedimanter kökenli birimlerden oluştuğu, bu birimlerin altında bol kırık çatlaklı metamorfik birimler bulunduğu, jeotermal alanın araştırılması, geliştirilmesi ve uygulanması için sondaj ve sondajlar yapılması gerektiği, özellikle, jeotermal amaçlı sondaj çalışmalarının yüksek sismik aktiviteli alanlardaki kayaçların kırık ve çatlaklarına olumsuz etkisinin çok fazla olduğu, bu nedenle tektonik olarak aktif fayların bulunduğu bölgelerdeki jeotermal akışkanın çekimi ve rezervuara verilmesiyle indüklenmiş sismisite (mikro depremler) oluşabileceği, ayrıca, planlanan proje alanının bulunduğu Dandalas su toplama havzasının hidrojeolojik yapısı incelendiği, arazide yapılan gözlem ve değerlendirmeler sonucunda; ruhsat alanının pekişmemiş sedimanter birimlerden oluştuğunun belirlendiği, sedimanter birimlerin geçirimlilik ve gözeneklilik değerlerinin tane boyuna ve taneler arasındaki çimentolaşmaya bağlı olarak değiştiği, saha, yapısal özellikleri itibarıyla geçirimli akifer özelliğinde olduğu, söz konusu hidrojeolojik yapı nedeniyle, planlanan faaliyetin akiferdeki yeraltı suyu seviyesinin düşümüne neden olabileceği, horst-graben fay morfolojisine bağlı olarak ovanın doğu ve batısı boyunca yer alan yüksek kesimlerden itibaren oluşan yüzeysel akıştan kaynaklanan çok sayıda akarsu drenajı ile beslenen Dandalas Çayı ve yöredeki göletler bu durumdan etkilenebileceği, sonuç olarak “Sondaj Yöntemi ile Jeotermal Kaynak Arama Faaliyeti” projesinin, coğrafi konum, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler dikkate alındığında, gerçekleştirilmesi planlanan Sondaj Yöntemi ile Jeotermal Kaynak Arama faaliyetinin jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşıdığı, çevre mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; … katı atık yönetimi, gürültü, toz ve partikül madde bakımından en yakın yerleşim yerine olumsuz etkisinin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde kalmasını sağlayacak önlemlere yer verildiği, ancak proje alanındaki tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının uygun olup olmadığı konusunda kurum görüşünün açık olarak yer almadığı, DSİ 21. Bölge Müdürlüğünün; kuyu testinden kaynaklanan ve alıcı ortama doğrudan deşarj edilmeyeceği belirtilen suların ilgili yönetmeliklerde istenen şartlara nasıl getirileceğinin proje tanıtım dosyasında (PTD) açıklanması gerektiği yönündeki talebinin PTD’de yer almadığı, gaz salınımlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı sondaj çamurlarının “tehlikeli atık, tehlikesiz atık, inert atık” olarak değerlendirilmesi ve bertarafı hususunda çelişkili ifadelerin bulunduğu, sonuç olarak PTD’de eksikliklerin olduğu, ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; … Sonuç olarak, dava konusu projenin yürütüleceği sahanın tarım arazileri içerisinde olması özellikle saha içerisinde bulunan zeytin ağaçlarının çalışma sırasında zarar göreceği bunun yanı sıra faaliyet sırasında ortaya çıkacak tozun, komşu parsellerde bulunan zeytin ağaçları özelinde ve genel anlamda tarımsal üretime etkisinin PTD’de incelenmediği, zeytin ağaçlarının özellikle çiçeklenme dönemi olan nisan ayı sonu ve mayıs ayı başlarında işletmeden çıkacak tozun, tozlaşmayı engelleyerek, zeytin ağaçlarının generatif özelliklerini olumsuz etkileyeceği” şeklinde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyeti projesinin, önemli çevresel etkilerinin olacağı açık olmakla birlikte, projenin uygulanacağı saha, coğrafya bir bütün olarak dikkate alındığında, Tavas ilçesinin önemli tarım alanlarına sahip olduğu ve yer altı sularının iyi sulama suyu özelliği taşıdığı, bu noktada söz konusu projenin tarımsal alanlar üzerindeki etkilerinin ve bu kapsamda alınacak tedbirlerin belirlenmesi noktasında, proje tanıtım dosyasında tarımsal üretime etkisinin incelenmediği, proje tanıtım dosyasında faaliyet alanı çevresinde zeytinlik vasfında arazilerin bulunmadığı belirtilmesine karşın, ÇED sahasında bulunan tarım alanlarının, tarla vasfında olduğu ve keşif sırasında yetişmiş zeytin bahçeleri(nin) bulunduğunun görülmesi karşısında, sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyeti projesinin tarım alanlarına olası etkilerinin ve bu etkiler nedeniyle alınacak tedbirlerin detaylıca araştırılarak değerlendirilmediği gibi, faaliyet sırasında ortaya çıkacak tozun komşu parsellerde bulunan zeytin ağaçları özelinde ve genel anlamda tarımsal üretime etkisinin PTD’de incelenmediğinin görüldüğü, öte yandan; proje tanıtım dosyasında tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının uygun olup olmadığı konusunda da kurum görüşünün açık olarak yer almadığı, DSİ 21. Bölge Müdürlüğünün; kuyu testinden kaynaklanan ve alıcı ortama doğrudan deşarj edilmeyeceği belirtilen suların ilgili yönetmeliklerde istenen şartlara nasıl getirileceğinin, PTD’de açıklanması gerektiği yönündeki talebinin, PTD’de yer almadığı gibi gaz salınımlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı ve sondaj çamurlarının “tehlikeli atık, tehlikesiz atık, inert atık” olarak değerlendirilmesi ve bertarafı hususunda çelişkili ifadelerin bulunduğunun görülmesi karşısında, eksik ve yetersiz proje tanıtım dosyası esas alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, DSİ 21. Bölge Müdürlüğü görüşünün dosyada bulunduğu, görüşte yer alan hususlara uyulması şartıyla faaliyetin gerçekleştirilmesinde sakınca bulunmadığının belirtildiği, proje kapsamında öngörülen risklere karşı gerekli taahhütlerin verildiği, bu yönüyle hidrojeolojik etüt raporunun da hazırlanacağının ve tarım dışı kullanım izni alınacağının taahhüt edildiği, akışkanın bertaraf edilme yönteminin belirtildiği dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, bilirkişi heyetinde petrol ve doğal gaz mühendisinin bulunmadığı, Mahkemece bilirkişi raporuna yöneltilen itirazlarla ilgili ek bilirkişi raporunun alınmadığı, bilirkişi raporunda belirtilen hususun aksine, jeotermal kaynak arama projesinin, depremle teknik olarak ilgisinin bulunmadığı, proje nedeniyle su kaynaklarının kirleneceği hususunun gerçeği yansıtmadığı, proje sadece jeotermal kaynak arama faaliyeti olduğu için PTD’nin bu yönde hazırlandığı, üretim aşamasının ayrıca değerlendirileceği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, ayrıca keşif tarihinden sadece bir gün önce, davalı yanında müdahale isteminin kabulünün ve dolayısıyla keşif tarihi bildiriminin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi nedeniyle hukuka uygun olmadığı, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının, Daire kararında belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunun, çevre mühendisliği ve ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmelere ilişkin kısmı dikkate alınmak suretiyle PTD bu yönüyle yetersiz bulunarak dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının iptaline karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda aynı zamanda jeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; “jeotermal amaçlı sondaj çalışmalarının yüksek sismik aktiviteli alanlardaki kayaçların kırık ve çatlaklarına olumsuz etkisi çok fazla olduğu, bu nedenle tektonik olarak aktif fayların bulunduğu bölgelerdeki jeotermal akışkanın çekimi ve rezervuara verilmesiyle indüklenmiş sismisite (mikro depremler) oluşabileceği, ayrıca, planlanan proje alanının bulunduğu Dandalas su toplama havzasının hidrojeolojik yapısı incelendiği, horst-graben fay morfolojisine bağlı olarak ovanın doğu ve batısı boyunca yer alan yüksek kesimlerden itibaren oluşan yüzeysel akıştan kaynaklanan çok sayıda akarsu drenajı ile beslenen Dandalas Çayı ve yöredeki göletlerin bu durumdan etkilenebileceği, sonuç olarak “Sondaj Yöntemi ile Jeotermal Kaynak Arama Faaliyeti” projesinin coğrafi konum, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler dikkate alındığında, gerçekleştirilmesi planlanan Sondaj Yöntemi ile Jeotermal Kaynak Arama Faaliyetinin, jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşıdığı” hususlarının vurgulandığı, ancak PTD’de bu yönlerden değerlendirmenin bulunmadığı görülmüştür.
Diğer taraftan, proje sahasının konumu itibarıyla projenin zeytinlikler de dahil olmak üzere tarımsal alanlar üzerindeki etkilerinin ve bu kapsamda alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla PTD’yi hazırlayanlar arasında ziraat mühendisinin de yer alması gerektiği sonucuna varılmış olup, PTD’yi hazırlayanlar arasında ziraat mühendisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, bu yönlerden de eksik olan PTD’ye dayalı olarak verilen dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ile davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 30/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
