Danıştay 6. Daire, Esas No: 2021/3898, Karar No: 2021/14704
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3898 E. , 2021/14704 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/3898
Karar No : 2021/14704
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1-…
…
12- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, …Mahallesinde, …, …, …ve …parsel numaralarıyla tapuya kayıtlı olan taşınmazların imar planında üniversite alanı olarak ayrılmış olmasına karşın uzun süredir kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle toplam 1.200,00-TL (ıslah edilmek suretiyle …, …, …, ……, …ve …için ayrı ayrı 1.000.000,00 TL,…, ……, …, …, …, …için ayrı ayrı 165.000,00 TL olmak üzere toplam 6.990.000,00 TL) tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava konusu taşınmazın üniversite alanına isabet eden ve davacıların hisseleri karşılığı olan değerin 2.971.248,30 TL olarak tespit edildiğinden, bu kısım yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin 4.018.751,70 TL’lik tazminat talebi yönünden davanın reddine, kabul edilen 2.971.248,30 TL tazminat isteminin 1.200,00 TL’lik kısmı yönünden dava tarihi olan 14.12.2018 tarihinden itibaren, 2.970.048,30 TL’lik kısmı yönünden ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 18.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; kararın, ıslah dilekçesi ile arttırılan 2.970.048,30 TL’ye miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, 2.970.048,30 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, kararın diğer kısımları yönünden taraflarca yapılan istinaf başvurularının ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bilirkişilerce somut emsal olarak seçilen taşınmazın teknik ve yasal kriterlere uygun olmadığı, emsal taşınmazın dava konusu taşınmaza göre çok daha fazla değerli olduğu, taşınmazın tesciline ilişkin hüküm kurulması gerektiği halde sadece tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan 1097 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı yönünden :
Davacılar vekili tarafından, Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, …Mahallesinde, …, …, …ve …parsel numaralarıyla tapuya kayıtlı olan taşınmazların imar planında üniversite alanı olarak ayrılmış olmasına karşın uzun süredir kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle toplam 1.200,00-TL (ıslah edilmek suretiyle …, …, …, …, …ve …için ayrı ayrı 1.000.000,00 TL,…, …, …, …, …, …için ayrı ayrı 165.000,00 TL olmak üzere toplam 6.990.000,00 TL) tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne karşı açılan davada; tazminat isteminin 2.971.248,30 TL’lik kısmı yönünden (1097 parsel sayılı taşınmaz için: 886.519,50 TL, 324 parsel sayılı taşınmaz için:1.492.142,80 TL, 330 parsel sayılı taşınmaz için:159.875,10 TL, 101 parsel sayılı taşınmaz için:432.710,90 TL olmak üzere ) davanın kabulüne, fazlaya ilişkin 4.018.751,70 TL’lik tazminat talebi yönünden davanın reddine, kabul edilen 2.971.248,30 TL tazminat isteminin 1.200,00 TL’lik kısmı yönünden dava tarihi olan 14.12.2018 tarihinden itibaren, 2.970.048,30 TL’lik kısmı yönünden ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 18.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesi yolunda …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E…, K:…sayılı karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvuruları üzerine, kararın, ıslah dilekçesi ile arttırılan 2.970.048,30 TL’ye miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, 2.970.048,30 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, kararın diğer kısımları yönünden taraflarca yapılan istinaf başvurularının ise reddine dair …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununda feragat konusu özel olarak düzenlenmemiş, 2577 sayılı Kanununun 31. maddesi ile feragat konusunda göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanunun 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı hükme bağlanmış; 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 29. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310. maddesine eklenen 3. fıkra ile, ‘‘Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir” hükmü getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar vekili tarafından UYAP ortamından 10/12/2021 tarihinde …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi Başkanlığına gönderilen elektronik imzalı dilekçeden, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan …parsel için davadan feragat edildiği, (tazminat isteminin 886.519,50 TL’lik kısmı yönünden) diğer …parsel yönünden ise (2.084.728,8 TL’lik kısmı yönünden) davaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310. maddesinin 3. fıkrası uyarınca dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan uyuşmazlık konusu taşınmazlardan 1097 sayılı parsel taşınmaz için (886.519,50 TL’lik kısmı yönünden) yapılan davadan feragat beyanı hakkında ek karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesi gerekmektedir.
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan …,…ve …parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmına gelince:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Diğer taraftan aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında: “Temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Diğer taraftan aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında: “Temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tam yargı davaları, adli yargıdaki fiili el atma nedeniyle açılan kamulaştırmasız el atma davalarından farklı olarak; 3194 sayılı Kanun kapsamında açılan davalar olduğundan hükmedilecek faizin; dava açma tarihi itibarıyla talep edilen miktar için dava tarihinden, miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle artırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren hesaplanması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle artırılan maddi tazminat miktarı için de dava tarihinden itibaren faiz yürütüldüğü görülmekte ise de, hüküm fıkrasının “kabul edilen 2.084.728,8 TL tazminat isteminin 1.200,00 TL’lik kısmı yönünden dava tarihi olan 14.12.2018 tarihinden itibaren, 2.083.528,8 TL’lik kısmı yönünden ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 18.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının uyuşmazlık konusu taşınmazlardan …, …, …sayılı parsellere ilişkin kısmı, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan …sayılı parsel için yapılan davadan feragat beyanı hakkında ek karar verilmek üzere dosyanın …sayılı parsel yönünden …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen 29/12/2021 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı belirtilmiş olup, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 29. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310. maddesine eklenen 3. fıkrada, ‘‘Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir” hükmü yer almıştır.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununda feragat konusu özel olarak düzenlenmemiş, 2577 sayılı Kanunun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanunun 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
İdari yargıda, atıf yapılan HMK hükümlerinin, idari yargının işleyişine uygun olarak idari yargılama usulüne uyumlu bir şekilde uygulanması gerektiği, idari yargıda ek karar müessesesinin olmadığı ve ek karar verilmesinin uygulamada çeşitli sorunlara sebebiyet vereceği, zira, ek karara konu daha önce verilen mahkeme kararı kaldırılmadığı için ortada birbiri ile çelişkili iki ayrı kararın mevcut olacağı, bu durumun ise yargılama tekniğine ve usul hukukuna aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle feragat sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmek üzere Mahkeme kararının bu kısmının belirttiğim gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX):
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları; İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar da, tam yargı davaları olarak sayılmıştır.
İlgili idarelerin hareketsiz kalarak İmar Kanununda öngörülen sürede kamulaştırma yoluna gitmemek suretiyle taşınmaz sahibinin mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir şekilde kısıtlanması idari işlem ve eylem niteliğinde olup bu işlemin iptali ve bu işlem ve eylemden doğan zararın tazmini idari yargıda açılacak iptal ve tazminat davasının konusunu oluşturur. Bir başka ifade ile, hukuki el koyma kavramı yerine, daha doğru bir tanımlama ile “taşınmazın kamulaştırılmaması” suretiyle tasarruf hakkının kısıtlanmasına ilişkin davalar, idari yargıda açılacak iptal ve tam yargı davasının konusudur. İmar Kanununun 10. maddesinde öngörülen 5 yıllık sürenin sonunda kamulaştırmama işlemi iptal davasının; idarenin hareketsiz kalması nedeniyle 5 yıllık sürenin bitiminden kamulaştırma tarihine ya da mülkiyetin idareye geçtiği tarihe kadar varsa uğranılan zararın tazmini ise idari yargıda açılan tazminat davasının konusudur. Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer.
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez.
El atmanın önlenmesi davası ile, mülkiyet hakkına yapılan fiili müdahalenin giderilmesi amaçlanmakta iken kamulaştırmama işlemine karşı açılan iptal davasında ise tam tersine idarenin kamulaştırma bedelini ödemek suretiyle taşınmaz mülkiyetini üzerine alması sağlanmaya çalışılmaktadır. İdarenin hukuka aykırı işleminin iptal edilmesi sonucunda kamulaştırma işlemi gerçekleştirileceğinden, kamulaştırma yükümü altında olan idare tarafından bedel tespiti ve tescil için açılacak dava ise iptal davasının dolayısı ile kamulaştırma işleminin sonucu ve tamamlayıcısıdır.
Buna göre, imar planında kamu alanında kalan taşınmazlar için süresinde kamulaştırma yapılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanmış olduğu, bu nedenle mülkiyetin bedele dönüştürülmesi suretiyle tazminat verilmesi istemiyle açılan davalar, esasen idarenin kamulaştırmama ya da parselasyon yapmama yolundaki olumsuz idari işleminin iptali yoluyla taşınmaz bedelinin ödenmesine ilişkin davalardır. İdarenin taşınmazı kamulaştırmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanması durumunda, kişinin bu işlem nedeniyle taşınmazının değerini talep edebilmesi için öncelikle kamulaştırmama işleminin iptalini sağlaması, bunun yasal sonucu olarak da mülkiyetin bedele çevrilmesini talep etmesi gerekmektedir. Zira, imar planının uygulanması nedeniyle, mülkiyet hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, idarenin imar kanunundaki hükümlere uygun hareket edip etmediği ve kamulaştırma kanunu hükümleri uyarınca kamulaştırma işleminin tesisinin zorunlu olup olmadığı ve bu işlemin hangi idare yada idarelerce gerçekleştirileceğinin tespiti ancak bu konuda açılacak iptal davası ile açıklığa kavuşturulabilecektir. Bedel tespiti ve tescili ise ancak kamulaştırma işleminin gerekliliği ve kamulaştırmayı yapacak idarenin tespitinden sonra kamulaştırma sürecinin bir parçası, tamamlayıcısı niteliğindedir. Nitekim, Kamulaştırma Kanunundaki düzenleme de bu şekilde olup kamulaştırma işleminin uygulanması, gerçekleştirilmesi amacıyla açılan bedel tespit ve tescil davası idarenin taşınmaz mülkiyetini üzerine almasını temine yöneliktir.
3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat yönünden yapılacak değerlendirme sonrasında, tasarruf hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle idarenin kamulaştırmama işleminin iptaline karar verilmesi halinde, iptal hükmü gereği taşınmazın değerinin belirlenmesi ve taşınmaz malikine ödenmesi için kamulaştırma kanunundaki sürecin işletilerek idarenin işlem yapması, bu kapsamda asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması sonucunu da doğuracağından, iptal kararından sonra mülkiyetin bedele dönüştürülmesine ilişkin tazminat istemi hakkında ayrıca inceleme yapılarak karar verilmesine gerek yoktur. Bir başka ifade ile, iptal kararının uygulanması bağlamında idarece kamulaştırma kanununa göre gerekli işlemler başlatılacak olup, ihtiyaç duyulması halinde taşınmazın aynına ilişkin ve tescil sonucunu doğuracak olan bedele ilişkin uyuşmazlık iptal kararının sonucu olarak adli yargı yerinde çözümlenecektir.
Bu durumda taşınmazdaki mülkiyet hakkının imar planı nedeniyle süresi belirsiz zaman diliminde kısıtlanması halinde idari yargıda sadece kamulaştırmama işleminin hukuka uygunluğu incelenerek kısıtlılık durumunun mevcut olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak, kamulaştırma yapılmaması yolundaki olumsuz idari işlem hakkında karar verilmesi; mülkiyetin bedele dönüştürülmesi istemiyle tescil sonucunu doğuracak tazminat taleplerine yönelik ise, ortada idari yargı yetkisi kapsamında incelenecek bir tazminat davasının bulunmaması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, tazminat isteminin esası hakkında da inceleme yapılarak karar verilmesi nedeniyle Mahkeme kararının buna ilişkin kısmını onayan İstinaf Daire kararının tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyoruz.
