Danıştay 7. Daire, Esas No: 2018/1128, Karar No: 2021/5590

Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/1128 E. , 2021/5590 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/1128
Karar No : 2021/5590

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Müdürlüğüne
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … ve … no’lu TIR karneleri muhteviyatı eşyaya isabet eden gümrük ve katma değer vergisi ile dampinge karşı verginin kefil kuruluş sıfatıyla davacıdan istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dosyanın incelenmesinden, Gemlik Gümrük Müdürlüğü’nden yurda giriş işlemi yapılarak Kapıkule Gümrük Müdürlüğü’ne sevk edilen ve … ve … sayılı TIR karneleri ile sevkiyatı yapılan eşyaya ilişkin olarak TIR karnelerinin çıkışlarının yapılmayarak karne muhteviyatı eşyanın yurt dışı edilmediğinin tespit edildiği, durumun kefil kuruluş olan davacı birliğe bildirildiği, karne hamili taşıyıcı firmanın yurt dışında yerleşik yabancı firma olduğu, bu firma adına yapılan tahakkuk işlemine ilişkin tebligatın Bulgaristan adresinde 14/07/2014 tarihinde şirket yöneticisine yapıldığı, herhangi bir tahsilat yapılamaması üzerine de kamu alacağının yurt dışında yerleşik firmadan takibi imkanının bulunmaması nedeniyle kefil kuruluş sıfatıyla davacı birlikten takip yollarına girişilmesinin yukarıda yer verilen TIR Sözleşmesi’nin 8. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereği olduğu, bu durumda yapılan değerlendirmeler ışığında doğrudan sorumlu olan firmadan tahsil edilemeyen gümrük ve bu verginin matraha ilavesi suretiyle tahakkuk ettirilen katma değer vergisinin kefil kuruluş sıfatıyla davacı birlikten istenilmesinde mevzuata aykırılık görülmediği, ancak kefil kuruluşun, TIR karnesi kapsamında gerçekleştirilen taşıma işleminde bir yolsuzluğun tespit edilmesi halinde, ödemesi gereken alacak türleri, TIR Sözleşmesinin 8. maddesinin 1. fıkrasında, “yolsuzluğun tespit edildiği ülkedeki gümrük kanunlarına ve yönetmeliklerine göre ödenmesi gereken ithal veya ihraç vergi ve resimleri ile bunlara ilişkin gecikme faizleri” olarak belirlenmiş olup, anılan Sözleşmenin, bu alacak türlerinin tanımının verildiği 1. maddesinin 1. fıkrasının (f) alt paragrafının açıklama notunda, yerli ürünlerin dolaysız olarak korunması amacıyla ithalattan alınan vergilerin, bahsi geçen Sözleşmeye göre kefil kuruluşun sorumluluğu kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtilmiş olması ve dampinge karşı verginin, yukarıda belirtilen özellikleri taşıdığı dikkate alındığında, davacı Birliğin, anılan verginin ödenmesinden sorumlu tutulamayacağının anlaşılması karşısında, dampinge karşı vergi ve bu verginin matraha dahil edilmesi suretiyle hesaplanan katma değer vergisinin davacıdan istenilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin dampinge karşı vergi ile bu verginin matraha dahil edilmesi suretiyle hesaplanan katma değer vergisine ilişkin kısmının iptaline, diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı kuruluşun kefil olduğu firma tarafından TIR karneleri muhteviyatı eşyanın yurt içinde bırakıldığının yapılan yazışmalar ile tespit edildiği, usulüne uygun sonlandırılmayan TIR karnesi kapsamı eşyaya isabet eden gümrük vergileri ile resimlerinden Tır Sözleşmesinin 8. maddesi hükmü uyarınca taşıyıcı firma ile birlikte davacı kuruluşun da müteselsilen sorumlu olduğu, taşıyıcı firmaya tahakkuk işleminin tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığı belirtilerek tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir