Danıştay 8. Daire, Esas No: 2018/5296, Karar No: 2021/7121
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/5296 E. , 2021/7121 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5296
Karar No : 2021/7121
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
2- … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde tam zamanlı … olarak görev yapan davacı tarafından,, bölümünde yeterli öğretim elemanının bulunduğu ve barış için akademisyenler bildirisine imza attığından bahisle, çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı kararı ile bu karara dayanılarak sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü işleminin iptali ile bu işlemler nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… kararda; söz konusu bildirinin içeriğinin, hiç bir faaliyetin milli menfaatlerin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esası karşısında koruma göremeyeceği yönündeki Anayasanın başlangıç hükümlerine, öğretim üyeleri ve yardımcılarının serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabileceği yetkisinin Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermeyeceği hükümünü içeren Anayasanın 130. maddesine, öğrencilerini Atatürk İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu, Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren, Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak olduğu yönündeki yükseköğretimin amaçlarına, sadakat yükümlülüğüne ve temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılma yasağına aykırı olduğu açık olup, söz konusu bildiriyi imzaladığı; ayrıca her ne kadar savunma ve eklerine davacının bölümünde yeterli öğretim elemanı bulunduğu yönünde bilgi ve belge sunulmamış ise de, sahip olduğu bilgi birikimi ve deneyimini Türkiye Cumhuriyeti aleyhine kullandığı sabit olan ve yükseköğretimin amaçlarını gerçekleştirecek davranış ve niteliklere sahip olmadığı açık olan davacının, görevinde kalmasında kamu yararı bulunmadığı anlaşıldığından, 2547 sayılı yasanın 34. maddesinin verdiği yetki uyarınca davacının çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin Yükseköğretim Kurulu kararı ile bu karara dayanılarak sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, işleme dayanak olarak gösterilen ve müvekkilinin imzalamış olduğu bildirinin, … tarih ve … başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi kararı ile ifade hürriyeti kapsamında bulunduğuna karar verildiği ve bu karar sonrası davacı hakkında açılan adli soruşturmanın da beraat ile sonuçlandığı belirtilerek istinaf kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI : Davalı idare Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’nce savunma verilmemiş olup, diğer davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca hukuka ve mevzuata uygun olarak davacının, çalışma izninin iptal edildiği, idari eylem veya işlem niteliğinde idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Fransa vatandaşı olan davacının, Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde tam zamanlı … olarak 2009 yılından itibaren 2547 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca görev yaptığı, çalışma izninin en son 19/10/2016 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu uyarınca uzatıldığı, … tarih … sayılı Boğaziçi Üniversitesine gönderilen yazıyla davacının, uzatılan çalışma izninin 22/02/2017 tarihli Yürütme Kurulu toplantısıyla iptal edildiğinin bildirilmesi üzerine; davacının sözleşmesinin, 14/03/2017 tarihi itibariyle sonlandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından; çalışma izninin iptaline yönelik işlem ile bu işleme dayanılarak sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin işlemin iptali ve bu işlemler nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanları” başlığını taşıyan 703 sayılı KHK ile değişik 34. maddesinde; yükseköğretim kurumlarında, sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanlarının, ilgili fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından atanacağı, bunların, öğretim görevleri bakımından, bu kanunda aylıklı öğretim elemanları için konulmuş olan hükümlere tabi olacağı, yabancı uyruklu öğretim elemanlarının bu şekilde atanmaları veya görevlendirilmelerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Cumhurbaşkanı kararını gerektiren hükümlerine tabi olmadan, Yükseköğretim Kurulunca verilecek ön izni müteakip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınacak çalışma izni neticesinde ilgili üniversitesi ile sözleşmesinin yapılacağı kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının çalışma izninin iptaline gerekçe olarak; davacının görev yaptığı bölümde yeterli öğretim elemanının bulunması ve barış için akademisyenler bildirisine imza attığının tespit edilmesi gösterilmiştir. Davalı Boğaziçi Üniversitesi de davacının çalışma izninin Yükseköğretim Kurulunca iptal edilmesi üzerine davacının sözleşmesinin sona erdirdirildiği belirtilmiştir.
Dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildiriye imza atan ve Anayasa Mahkemesi’nin 26/07/2019 tarih, 2018/17635 Başvuru Nolu “Zübeyde Füsun ÜSTEL ve Diğerleri” konulu kararında; başvurucuların imzalamış oldukları ve basında “bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin, nesnel anlamı gözetildiğinde bir bütün olarak PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına, silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesinin mümkün görünmediği, somut olayın koşullarında başvuruya konu bildirinin internette yayımlanmasının devlet ve toplum hayatında olumsuz sonuçlar doğurduğu, devletin terörle mücadele faaliyetleri üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu göstermediği, hazırlanmasında veya imzalanmasında güdülen diğer amaçlar ne olursa olsun ve hangi dil ve üslup kullanılırsa kullanılsın nihai olarak bildiride o tarihlerde sürmekte olan çatışmaların sona erdirilmesi talebinin baskın olduğu, bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerektiği belirtilerek başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade “özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verilerek başvurucuların başvurusu kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilgili kararda özetle dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildirinin hazırlanmasının ve yayınlanmasının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan “ifade özgürlüğü” kapsamında bulunduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir.
Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı ceza davasında; Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonucu verdiği ihlal kararları, soyut ve somut norm denetiminden farklı olarak her ne kadar sadece başvuruda bulunan kişi ve başvuruya konu idari işlem ya da karar açısından geçerli ve bağlayıcı ise de Anayasa Mahkemesi’nin 26/07/2019 tarih, 2018/17635 Başvuru sayılı “Zübeyde Füsun ÜSTEL ve Diğerleri” konulu kararında, başvuruya konu bildiri ve dava konusu bildirinin aynı olması ve cezalandırılması istenen suç maddesinin de aynı olması sebebiyle dava konusu bildirinin “ifade hürriyeti” kapsamında bulunduğuna ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı ve Anayasa’nın 153/6 maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararlarının, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı yönündeki amir hükmü uyarınca, davacı hakkında terör örgütü propagandası suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak … tarih ve K:… sayılı kararı ile CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve verilen bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir.
Hukuk devleti ilkesi gereğince; idarenin bütün eylem ve işlemleri yargısal denetime açıktır ve bu noktada, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun sağlanmasındaki en etkin araçlardan birinin de “iptal davaları” olduğu kuşkusuzdur. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1/a bendine göre; iptal davaları, idare tarafından tesis edilen işlemler nedeniyle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından anılan işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı oldukları iddialarıyla açılan davalardır.
İdari işlemlerde sebep unsuru, idari işlemden önce gelen ve onun dışında yer alan, idareyi bir işlem yapmaya sevkeden hukuki ve fiili etkenlerdir. İptal davalarında, sebep unsuru yönünden hukuki denetim yapılırken idareyi o işlemi yapmaya sevk eden gerekçelerin hukuka uygunluğunun incelemesi yapılmaktadır. Sebep unsurundaki bir sakatlığın işlemi de sakat hale getireceği tartışmasızdır.
Davacı hakkında yürütülen ve dava konusu işlemin gerekçelerden birini oluşturan basında “akademisyenler bildirisi” olarak yer alan bildiriyi imzaladığı gerekçesiyle hakkında açılan adli soruşturma sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesi’nce yukarıda alıntısı yapılan Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda; bildiri, ifade hürriyeti kapsamında bulunarak suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Ceza Muhakemeleri Kanun’un 223-2-a maddesi uyarınca beraat ile sonuçlandığı ve beraat kararının kesinleştiği görüldüğünden, oluşan yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin bu gerekçesinin hukuken ortadan kalktığı sebep yönünden hukuka aykırı hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu işlemin diğer gerekçesi yönünden, Bölge İdare Mahkemesince, davalı idareden ara karar ile davacının görev yaptığı bölümde yeterli öğretim elemanının bulunup bulunmadığı, davacının görev süresinin sona erdirilmesi sonrasında bölüme yeni öğretim elemanı alımının yapılıp yapılmadığı şeklinde gerekli araştırmalar yapılarak, davacının hizmetine ihtiyaç bulunmadığının somut bilgi ve belgelerle ortaya konularak hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerekeceğinden, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın salt davalı idarenin bölümde yeterli öğretim üyesi bulunduğu gerekçesine itibar edilerek karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki karara yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.
