Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, Esas No: 2021/1974, Karar No: 2021/3226

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1974 E. , 2021/3226 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1974
Karar No : 2021/3226

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. ….
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2021 tarih ve E:2017/5483, K:2021/222 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve …. sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …. tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2021 tarih ve E:2017/5483, K:2021/222 sayılı kararıyla;
Davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden işin esasına geçilerek; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ….Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…., K:…. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasındaki tespitler ile davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dahil olduğu;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına / örgüte himmet verdiğine, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, çocuklarını örgüte müzahir okullara gönderdiğine, örgütün bankası olan Bank Asya’da hesabının bulunduğuna, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Diğer husus yönünden, FETÖ’nün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu yıllarda yurt dışına gönderildiğine ilişkin tespitin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, HSK Genel Kurul kararında, karara katılan Genel Kurul üyelerinin isimlerinin bulunmadığı, kararda kişiselleştirme yapılmadığından işlemin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, bu hususun yargılama aşamasında giderilmesinin mümkün olmadığı; 667 sayılı OHAL KHK’sını onayan 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’nın 2, 10, 11, 38/1, 38/4, 129 ve 139. maddesine aykırı olduğundan Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülerek somut norm denetimi yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesine gönderilmesi gerektiği; uyuşmazlıkta 2802 ve 6087 sayılı Kanunlardaki usullerin ve güvencelerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, salt 667 sayılı KHK hükmünün uygulanamayacağı; dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde bir göreve son verme işlemi olduğundan, 2802 sayılı Kanun’da belirtilen usulün ve hakların hakkında uygulanması ve tanınmasının zorunlu olduğu; 667 sayılı KHK’nın 3/1. maddesindeki “mensubiyet”, “iltisak”, “irtibat” gibi belirsiz, hiçbir kriter içermeyen, yargı aşamasından geçmeyen, sübjektifliğe açık ifadelerin hukuk devletinde yeri olmadığı; görevini ifa ederken tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerini ihlal etmediği; Anayasa ve yasalar tarafından verilmeyen yetkiler kullanılarak toplanan bulguların “yasak delil” olarak kabul edilmek suretiyle nazara alınmaması ve karara gerekçe yapılmaması gerektiği; ByLock programını kullanmadığı; ByLock iddiasının ve tanık ifadelerinin ihraç kararından sonra ortaya çıktığından meslekten ihraç kararına gerekçe olamayacağı; idari yargıda tanık ya da gizli tanık ifadelerinin delil olarak kullanılamayacağı; tanıklar ile yüzleştirilmediği, bahsettikleri kişinin kendisi olduğunun bir çok ifadede şüpheli olduğu; olmayan iddia ve ifadeler, varmış gibi kabul edilerek karara gerekçe yapıldığı; yasal ve MEB’e bağlı eğitim kurumlarına gitmenin, annesinin kullandığı hesaba 2007-2008 yıllarında düğün ve takı paralarını yatırmasının suç olmadığı; YARSAV’a düzenlediği bir sertifika programına katılmak için 2012 yılının ortasında üye olduğu, HSK Teftiş Kurulu raporuna göre 2009-2010 yıllarında FETÖ’nün YARSAV’ı ele geçirdiği, örgüt adına üye olmak istese zaten çok önce üye olabileceği, bu hususun delil olarak kullanılamayacağı; 2012 yılında master eğitimi için ABD’ye gönderildiği ve iyi bir dereceyle bu eğitimi tamamladığı, bu durumun varsayımsal değerlendirmeyle gerekçeye alındığı, bu eğitime hak ederek gittiği, hak etmeden gidenlerin hâlen görevlerinin başında olduğu, cezaevinin imkânsızlıkları içinde bile ÖSYM’nin düzenlediği 2020/Eylül YDS’ye girip (95) puan aldığı; hakkındaki işlemler yapılırken iddia ve isnatları talep etmesine rağmen bilgi verilmediğinden kendisini savunmasının mümkün olmadığı; hakkında hukuka aykırı veya yasa dışı eylem isnadının bulunmadığı, Devletin 15/07/2016 da ilk kez terör örgütü olduğunu iddia ettiği bir sosyal grupla bundan 20 yıl önce yasal bir şekilde ilişki kurduğu iddiası doğru olsa bile dava konusu işlemin dayanağı olamayacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/02/2021 tarih ve E:2017/5483, K:2021/222 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir