Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, Esas No: 2021/993, Karar No: 2021/3434
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/993 E. , 2021/3434 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/993
Karar No : 2021/3434
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 20/10/2020 tarih ve E:2017/6943, K:2020/4485 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının iadesine karar verilmesi ve dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/10/2020 tarih ve E:2017/6943, K:2020/4485 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ve davacının ikrar mahiyetindeki beyanları ile davacının bu ifadelerin gerçek dışı, çelişkili ve soyut nitelikte olduğuna yönelik dava dosyasına sunulan beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Ayrıca, davacının FETÖ’nün Adalet Bakanlığında ve HSK’da etkin olduğu dönemde HSYK 1. Dairesinin 20/06/2013 tarihli kararıyla, 1 yıl süreyle, yurt dışına dil eğitimine gönderildiğine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) birçok yönden Anayasa’ya aykırı olduğu, HSYK Genel Kurulu’nun 667 sayılı OHAL KHK’sının 3. maddesinin kendisine vermediği bir yetkiyi kullanarak olağan dönemlerde bir disiplin cezası olarak düzenlenen meslekten çıkarma cezasını hukuken olağanüstü bir tedbir olarak nitelendirdiği; söz konusu KHK’da yer verilen “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının muğlak olduğu, KHK’nın Anayasal teminatları ve temel ilkeleri ortadan kaldırmayacağı; idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı; somut olaydaki yaptırımın kaynağı KHK hükmünün muğlak ve uygulaması öngörülebilir olmadığından meslekten çıkarma yaptırımına yasal dayanak olamayacağı; bu açıdan dava konusu işlemin yetki, şekil ve sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu; tesis edilen işlemlerin meslekten çıkarma sonucunu doğuran disiplin cezası niteliğinde olması nedeniyle Anayasa ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda yer alan disiplin hükümlerine uyulması gerekirken, soruşturma açılmadan ve savunma alınmadan tesis edildiklerinden savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararlarda sadece istihbari ve kişisel değerlendirme raporlarının esas alındığı ve şahsına yönelik kişiselleştirme yapılmadığı, masumiyet karinesi, suç ve cezaların kanuniliği, geçmişe yürütülememesi ve şahsiliği ilkeleri, hukuki güvenlik ilkesi, özel hayatın gizliliği ilkesi, mülkiyet hakkı, etkili başvuru hakkı ve hakimlik teminatının ihlal edildiği; temyize konu Daire kararında yer verilen tanık ifadelerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, anılan ifadelerin çelişkili ve soyut olduğu, itirafçı tanık/sanıkların cezadan kurtulma amacıyla hareket ettikleri, kararda ikrar mahiyetinde olduğu belirtilen ifadesinin aleyhinde kullanılamayacağı, üniversite eğitimi döneminde bu yapıya müzahir evlerde sadece barınma amacıyla kaldığı, sohbetlere katılmadığı, anılan tarihlerde bu yapının cemaat olarak toplumda tanındığı bu nedenle o evlerde kalmanın yadırganmadığı, sadece bu verilere bakarak terör örgütü ile irtibat veya iltisaklı olduğunun kabulünün haksızlık olduğu; yine yurt dışına dil eğitimi için davalı idarece gönderildiği, dil eğitimine ilan edilen objektif şartları haiz olduğu için gönderildiği, sırf bu eğitime gönderilmesinin anılan yapı ile bağdaştırılmasının kabulünün de mümkün olmadığı, tüm bu yönlerden dava konusu işlemin hukuka aykırılığının açık olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/10/2020 tarih ve E:2017/6943, K:2020/4485 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
