Danıştay 6. Daire, Esas No: 2019/11843, Karar No: 2021/12755
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/11843 E. , 2021/12755 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/11843
Karar No : 2021/12755
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : S.S. … Konut Yapı Kooperaitifi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı – …
VEKİLİ : …, Hukuk Müşaviri (E-Tebligat)
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, …Mahallesi, … Çiftliği Mevkii, … ada, … parselde kayıtlı, 1. derece arkeolojik sit alanında kalan 35.274,50m² yüzölçümlü taşınmazdaki yapılaşma imkanlarının değerlendirebilmesi amacıyla yapılacak araştırma kazısı ve sondaj işlemleri hakkında görüş verilmesi istemiyle yapılan 19/01/2017 tarihli başvuru üzerine tesis edilen … tarih … sayılı İstanbul I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve …sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … ada, …parsel sayılı, dava konusu taşınmazın, ağırlıklı olarak … ve kısmen de … ve … numara ile işaretli kısımlarında dikdörtgen ve köşe formlu anomaliler veren alanların tespit edildiği, söz konusu alanların parsel bütününün küçük bir kısmını oluşturduğu, raporda bitki örtüsü nedeniyle sağlıklı bir araştırma ve değerlendirmenin yapılamadığının ortaya konduğu, parsel bütününün büyük bir alan olması, arkeolojik kalıntıların ise belirli bir bölgede yoğunlaştığı dikkate alındığında, davacının mülkiyetinde bulunan taşınmaz üzerinde tasarruf hakkının sınırlandırılması sonucunu doğuran, yeterli teknik ve bilimsel araştırma ve inceleme yapılmadan, davacının araştırma ve sondaj kazısı yapılması talebinin, Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelerle güvence altına alınan mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde reddedildiği, bu nedenlerle, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçeyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; uyuşmazlık konusu parselin, İstanbul’un tarih öncesi devirlerinden bu yana çeşitli tarihi dönemlerine tanıklık eden muhtelif dereceli sit alanları ve tescilli yapıların yoğun olduğu bölgelere yakınlığı, kendi üzerinde de tescilli antik bir yapı kalıntısı bulunması gibi hususların bölgeye ilişkin 2002 ve sonraki yıllarda mahallinde yapılan bilimsel nitelikli araştırma ve çalışmalar ile uzman raporlarına konu edilmesinden dolayı Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde sit alanlarının tespitinde dikkate alınması gereken çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlara dayanma ve topoğrafik açıdan yeterli olma şartlarını ve anılan bendin alt bendinde 1. derece sit alanlarının tespit esaslarından olan, üzerinde taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olması şartlarını taşıması; kaçak müdahalelerde bulunulduğu sabit olan taşınmaz henüz yapılaşmadığından kural olarak bilimsel çalışma amacı dışında herhangi bir fiziki müdahalede bulunulmaması gereken 1. derece sit alanındaki taşınmazda bu nitelikte faaliyetlerin önünü açan 420 sayılı ilke kararı yerine 658 sayılı ilke kararlarına tabi olması nedeniyle, uluslararası sözleşmelerde amaçlandığı üzere daha etkili hukuki koruma yöntemlerinin fiilen uygulanma imkanının bulunması; parselin yapılaşmasını sağlama şeklindeki bir amacın ICOMOS Türkiye Mimari Mirası Koruma Bildirgesinde yer alan “sitlerin bütünlüğü” ilkesine aykırı olması; taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanına dahil edilmesine ilişkin kurul kararına karşı açılmış herhangi bir dava bulunmaması ve davacı tarafından hazırlatılan arkeojeofizik çalışma raporunda da üzerinde tescilli yapının bulunduğu … numaralı çalışma bölgesindeki verilere nazaran daha düşük bir ihtimali ifade etseler de, diğer 12 çalışma bölgesinde tespit edilen olguların tamamen arkeolojik kalıntı bulunmadığı şeklinde değerlendirilmediği ve test sondajlarıyla kontrol edilmesi gerektiği belirtilen “yüksek genlikli anomalilerin” parselin tüm sathında gözlemlendiği gibi parselin birçok kısmında da korunması gereken kültür varlığı olabileceği kanaatini güçlendiren farklı bulgulardan (lineer görünümlü, köşe formu veren, lokalize olmuş münferit ve dağınık konumlu anomaliler gibi) söz edilmesi karşısında; konuya ilişkin süreçten “bilimsel araştırma” amacıyla değil “parselde yapılaşmayı sağlamak” amacıyla yapılan sondajlı kazı talebini alan ve Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi uyarınca arkeolojik mirasın korunması noktasında “Maddî izlerin gelecek kuşaklar tarafından incelenmek üzere korunması için, toprak üstünde ya da su altında görünür bir kalıntı olmasa bile, arkeolojik rezerv alanları oluşturulması” şeklinde seçeneği bulunan bölge kurulunun, söz konusu parsele bilimsel amaç dışı fiziki müdahale anlamına gelen sondajlı kazı çalışması hakkında olumsuz görüş vermesine ilişkin kararı alırken ve yüksek kurulun bu karara yapılan itirazın reddine karar verirken, mevzuatın tanıdığı takdir hakkını kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun şekilde kullandığı, bu nedenlerle, davacının parsel üzerindeki araştırma kazısı ve sondaj işlemlerine ilişkin 19/01/2017 tarihli başvurusuna olumsuz görüş verilmesine ilişkin … tarih … sayılı İstanbul I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile bu karara karşı 05/06/2017 tarihli dilekçeyle yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve … sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararında hukuka aykırılık; bu işlemlerin iptaline ilişkin ilk derece Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu taşınmaza ait sit sınırlarının doğru bir şekilde belirlenebilmesi amacıyla araştırma kazısı ve sondaj yapılması talebinde bulunulduğu, yapılan arkeojeofizik araştırmasıyla saptanan anomalilerin taşınmazın çok küçük (%4) bir kısmında olduğu dikkate alındığında, parselin tamamının, yeterli bir bilimsel araştırmaya da dayanmadan 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş olmasının mülkiyet hakkına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu alanın tarih öncesinden günümüze kadar yoğun yerleşime sahip olmuş, arkeolojik açıdan çok önemli bir alan olduğu, alanın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmesinin hukuka uygun bir karar olduğu, davacı tarafından, dava konusu taşınmaz üzerinde yapılaşma hakkı elde etmek için başvuru yapıldığı, oysa 658 sayılı ilke kararı uyarınca, 1. derece arkeolojik sit alanlarında ancak bilimsel amaçlı kazılar yapılabileceği, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, …Mahallesi, … Çiftliği Mevkii, … Ada, … Parsel sayılı, davacı kooperatifin mülkiyetinde bulunan taşınmazın, İstanbul VII Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline karar verilmesi üzerine, arkeolojik kalıntıların taşınmazın hangi bölümlerinde bulunduğunun tespit edilmesi ve bu suretle sit sınırlarının yeniden belirlenmesi amacıyla, Müze Müdürlüğü denetiminde ve Kurulca belirlenecek şartlara uygun olarak, taşınmazda sondaj yapılması istemiyle, davacı tarafından yapılan 19/01/2017 tarihli başvuru, İstanbul I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih … sayılı kararıyla; bu karara karşı yapılan itiraz ise, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun … tarihli, …sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, İstanbul I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, …sayılı kararıyla, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun … tarihli, … sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmüne; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde, “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, sit, “tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yap
