Danıştay 10. Daire, Esas No: 2017/2296, Karar No: 2021/6625

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/2296 E. , 2021/6625 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2296
Karar No : 2021/6625

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN(DAVALILAR) : 1- …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …

2- …Sulama Birliği / …
VEKİLİ : Av. …

3- …Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : …İdare Mahkemesince davanın kabulü yolunda verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararın onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 08/02/2017 tarih ve E:2016/2027 K:2017/626 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’in Mersin ili, Tarsus ilçesi, …Mahallesinde bulunan DSİ’ye ait sulama kanalında 10/07/2012 tarihinde boğularak vefat ettiğinden bahisle olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranılan zararlara karşılık olarak 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 70.000,00 TL tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla, kamu hizmetlerini yerine getirirken, gerekli teşkilatı kurmak, bu teşkilatın ayni, şahsi ve mali imkan ve araçlarını hizmete hazır tutmak, hizmetin ifası sırasında hizmetin zamanında ve gereği gibi işlemesini gözetmek ve kontrol etmekle yükümlü olan idarelerin, söz konusu kanala herhangi bir uyarı levhası konulmaması ve kanal etrafındaki bariyerlerde açıklıklar bulunması nedeniyle idarelerce yürütülmekte olan hizmetin işleyişi sırasında oluşacak zararın bertaraf edilmesi amacıyla yapılan müdahaleler sonucunda kişilerin uğradığı zararların da tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne; baba … için 30.343,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, anne … için 27.341,38 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, kardeş … için 10.000,00 TL manevi, Kardeş … için 10.000,00 TL manevi, Kardeş … için 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 57.684,38 TL maddi, 50.000,00 manevi tazminatın davalı idareler tarafından idareye başvuru tarihi olan 25/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : I- Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, Olayda hizmet kusurundan sorumlu idarenin, izin alınmaksızın kanalın bulunduğu yeri imara açan Belediye olduğu, sulama kanalının bakım ve işletmesinin protokol ile Birliğe devredilmesi sebebiyle kusurunun bulunmadığı, vefat eden …’in reşit olması nedeniyle bizzat kusurlu olduğu ve karar düzeltme isteminin kabul edilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
II- Davalı Tarsus Sahil Sulama Birliği tarafından, Olayda kusurun tamamen sulama kanalının bulunduğu yeri izinsiz imara açan Belediye’ye ait olduğu, görevli olduğu hizmet alanının tarım amaçlı sulama olup kanalda alınması gereken tedbirlere ilişkin yükümlülüğünün bulunmadığı ve karar düzeltme isteminin kabul edilerek kararın bozulması gerektiği öne sürülmektedir.
III- Davalı Tarsus Belediye Başkanlığı tarafından, Usul yönünden hasım mevkinden çıkartılması gerektiği, esas yönünden olayda hizmet kusurunun bulunmadığı ve karar düzeltme isteminin kabul edilerek kararın bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Mahkeme Kararının faiz başlangıç yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 08/02/2017 tarih ve E:2016/2027 K:2017/626 sayılı kararı kaldırılarak davalı idarelerin temyiz istemleri yeniden incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar miktar artırımı ile artırılan maddi tazminat tutarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışında kalan kısımları yönünden usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesi, 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun’un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun eylem tarihinde yürürlükte olan haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır. Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
2577 sayılı Kanun’da, tam yargı davalarında, dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan düzenleme uyarınca, davanın kabul edilmesi halinde artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmelidir.
Bakılan davada, davacılar tarafından, bilirkişi raporu uyarınca, 02/11/2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava dilekçesinde anne ve baba için toplamda 20.000,00 TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı 57.684,38 TL olarak artırılmış, Mahkemece bu tutarın tamamının idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmiştir. Oysaki davacıların miktar artırımına ilişkin dilekçesi en erken davalı idarelerden Tarsus Sahil Sulama Birliği’ne 23/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla artırılan tazminat miktarına 23/11/2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, Mahkeme kararının, hüküm fıkrasında yer alan “baba … için 30.343,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, anne … için 27.341,38 TL maddi, …zararın davalı idareler tarafından idareye başvuru tarihi olan 25/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara verilmesine” ibaresinin maddi tazminata ilişkin kısımlarının; “baba … için 10.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25/07/2012 tarihinden, 20.343,00 TL maddi tazminatın miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 23/11/2015 tarihinden, anne … için 10.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25/07/2012 tarihinden, 17.341,38 TL maddi tazminatın miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 23/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara verilmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin esas yönünden reddine, miktar artırımı suretiyle artırılan maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden kabulüne,
2. …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/12/2021 tarihinde tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, hükmedilen maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) – KARŞI OY :

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle idare tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarken serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay’ın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır.
AİHM tarafından, devletin sorumluluğuna ilişkin tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi nedeniyle istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun’un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; davacılara ödenecek maddi tazminatın yasal faiz başlangıcının, miktar artırımına ilişkin dilekçe ile artırılan tazminat miktarı yönünden de, davalı idareye başvuru tarihi olduğu, dolayısıyla mahkeme kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı oyuyla düzelterek onama yönündeki Daire kararına katılmıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir