Danıştay 5. Daire, Esas No: 2017/5804, Karar No: 2021/1148
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2017/5804 E. , 2021/1148 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/5804
Karar No : 2021/1148
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, soruşturma başlatılmadan, savunma hakkı tanınmadan ve kişiselleştirme yapılmadan tesis edildiği, somut delil gösterilmediği, gerekçesini oluşturan bilgi ve belgelerin kendisine verilmediği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeni disiplin suç ve cezalarının oluşturulduğu, anılan KHK’nın Resmi Gazete’de yayımlandığı 23/07/2016 tarihinden önce işlendiği ileri sürülen eylemlere uygulandığı, bu yönüyle kanunilik ilkesi ile suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, ayrıca söz konusu KHK’nın Anayasa’ya aykırı olduğu, meslekten çıkarma kararına karşı yeniden incelemenin yine aynı Kurul tarafından yapılıp karara bağlanmasının etkili başvuru hakkını ihlal ettiği, Anayasa ile 2802 ve 6087 sayılı Kanun’da öngörülen usul ve güvencelerin uygulanmadığı, delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin tamamının meslekten çıkarma kararından sonra elde edildiği, ayrıca söz konusu delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmesi nedeniyle hükme esas alınamayacağı, adil yargılanma hakkının, silahların eşitliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, hakimlik teminatının, gerekçeli karar hakkının, özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının, mülkiyet hakkının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6., 7. ve 13. maddelerinin, Anayasa’nın 38/7., 129/2., 139. ve 140. maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2016/56426, E:2016/58258, E:2017/3458 ve E:2017/4982 sayılı esasına kayıtlı dava dosyalarının tarafları ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa’nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Davacı … vekili Av. … tarafından, müvekkilinin, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” dava şartları arasında sayılmış, 115. maddesinde ise, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “derdestlik” müessesesi düzenlenmemiş ve Kanunun 31. maddesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış ise de; tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, ikinci davanın esasının derdestlik nedeniyle incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın (6749 sayılı Kanun ile yasalaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin HSK Genel Kurulunun 24.8.2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının iptali istemiyle …. Dairesinin E:… esas kaydında açılan dava ile aynı gün İstanbul İdare Mahkemesinde aynı istemleri içeren ve sonrasında Ankara İdare Mahkemelerine ‘yetki ret ‘kararı ile gönderilen, Ankara İdare Mahkemelerince de “görev ret” kararı ile Danıştaya gönderilen bakılmakta olan ikinci davanın açıldığı anlaşılmakta olup; yukarıdaki hükümler uyarınca bu davanın derdestlik nedeniyle incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın Derdestlik Nedeniyle İncelenmeksizin Reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 20/04/2021 tarihinde, davacı vekili Av. … tarafından, …. Tüketici Mahkemesinde görülmekte olan E:… sayılı davanın 20/04/2021 tarihinde yapılacak duruşmasına katılacağı belirtilerek mazeret dilekçesi sunulmuş ise de, mazereti kabul edilmedi, davalı idare tarafından iş yoğunluğu ve bazı avukatlarının sağlık sorunlarının bulunduğu belirtilerek mazeret dilekçesi sunulmuş ise de mazeretlerine ilişkin herhangi bir belge sunulmamış olması nedeniyle mazeretleri kabul edilmedi, davalı idare vekilleri ile davacı ve vekilinin gelmediği görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18. maddesinin 3. fıkrası uyarınca duruşma açılmadı ve davalı idarenin derdestlik dışındaki usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2016/56426, E:2016/58258, E:2017/3458 ve E:2017/4982 esasında kayıtlı bulunan dava dosyalarının tarafları ve konusu aynı olduğundan bahisle davacı tarafından birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Dairemizce davaya vasi yoluyla devam edilmesi şeklinde karar verildiği görülmüş ise de; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının 05/03/2021 tarihinde tahliye olduğu, dolayısıyla davacının kısıtlılık durumunun ortadan kalktığı ve uyuşmazlığa ilişkin tüm tebligatların davacıya yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
… tarih ve …. sayılı … Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
B) İNCELEME VE GEREKÇE
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından …. Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle Dairemizin E:… sayılı dosyasına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın Dairemizin … tarih ve K:… sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının bakılmakta olan bu davaya konu istemine, yukarıda belirtilen ve Dairemizin 2017/3458 sayılı esasına kayıtlı dava dosyasında da yer verildiği, dolayısıyla bakılmakta olan bu davanın anılan dava yönünden tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan dava niteliğinde olduğu anlaşıldığından, derdestlik nedeniyle bu davanın incelenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.
C) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın derdestlik nedeniyle İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
