Danıştay 7. Daire, Esas No: 2018/1043, Karar No: 2021/2447

Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/1043 E. , 2021/2447 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/1043
Karar No : 2021/2447

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına tescilli … tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya kıymetinin, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’de öngörülen birim kıymete yükseltilmesi suretiyle beyan edilerek ödenen gümrük ve katma değer vergilerinin, eşyaya ait faturada gösterilen kıymete göre hesaplanan tutardan fazlasının 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 211. maddesi uyarınca iadesi isteminin reddine dair karara vaki itirazın reddi yolundaki işlemin iptali ve fazladan ödenen 163.251 TL’nin faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; gözetim kıymeti, 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığından, bu kıymetin ithalata konu edilen eşyaya ait gümrük vergilerinin hesaplanmasında esas alınamayacağı, bu nedenle gözetim kıymetinden kaynaklanan fark vergilerde ve bu vergilere vaki itirazın reddine dair işlemde hukuki isabet bulunmadığı, öte yandan, iadesi gereken miktara ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; davacı tarafından yurt dışı giderlere isabet eden vergilerin iadesinin istenildiği, idare tarafından ise gözetim belgesine isabet eden kısım üzerinden vergilerin hesaplandığı, vergilerin yurt dışı gider üzerinden hesaplanarak iadesinin gerektiği; fazladan ödenen verginin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen yasal faiziyle iadesinin icap ettiği gerekçesiyle işlemin iptaline, fazla ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Gözetim kayıt belgesi almamak için kanuna karşı hile yapıldığı, ayrıca faizin başlangıç tarihinin ise idareye başvuru tarihi olabileceği, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan kararın, dava konusu işlemin gözetime isabet eden kısmının iptali ve 161.604,38 TL’nin iadesine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrası, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Davalı idarenin, temyize konu kararın, dava konusu işlemin gözetim kıymeti dışındaki unsurlardan kaynaklandığı iddia olunan 1.646,62 TL’lik kısmına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya için tahakkuk ettirilerek fazladan ödenen gümrük ve katma değer vergisi 163.251 TL’nin geri verilmesi istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptali ile gözetim kıymetine isabet eden kısım 163.251 TL kabul edilerek, söz konusu tutarın iadesine karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar, dava konusu gümrük ve katma değer vergilerinin salt gözetim kıymetinden kaynaklandığı kabul edilmek suretiyle uyuşmazlık konusu işlemin iptali yolundaki karara yönelik istinaf başvurusu temyize konu kararla reddedilmiş ise de, davalı idarece hem temyiz başvurusunda, hem de istinaf aşamasında tahakkukun tamamının gözetim kıymetinden kaynaklanmadığı, eşyaya ait faturada gösterilen kıymete göre hesaplanan vergiler ile gözetim kıymeti esas alınarak hesaplanan vergiler arasındaki farkın, 161.604,38 TL olduğu iddia edilmesine karşın, dosya kapsamı bilgi ve belgeler üzerinde herhangi bir incelemenin yapılıp yapılmadığının temyize konu kararda belirtilmediği, dolayısıyla idarenin bu husustaki iddialarının kararda karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın gözetim kıymeti dışındaki unsurlardan kaynaklandığı ileri sürülen kısmı hakkında belirtilen şekilde inceleme yapılması ve inceleme neticesinde varılacak sonuca göre karar verilmesi icap ettiğinden, yargılama usulüne aykırılık taşıyan kararın sözü edilen kısmı yönünden bozulması gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin gözetime isabet eden kısmının iptali ve … TL’nin iadesine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın dava konusu işlemin gözetim kıymeti dışındaki unsurlardan kaynaklandığı iddia olunan … TL’lik kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 25/05/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) – KARŞI OY :
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 4. maddesi, “gümrük idareleri ile muhatap olan kişiler bu kanun ve kanuna dayanılarak çıkarılan tüzük, kararname ve yönetmelik ve kararnemelerde yazılı hükümlere göre yapacağı gözetim ve kantrollere tabi olmak, kanun tüzük kararname ve yönetmelik hükümlerine uymak, gümrük idarelerinin gerek bu kanunda gerek diğer kanun tüzük kararname ve yönetmelik hükümlerinin zorunlu kıldığı her tür işlemleri yerine getirmekle sorumludurlar.” düzenlemesini haizdir.
Gözetim ve koruma önlemleri, 1995 yılında Dünya Ticaret Anlaşması ekinde yer alan ve bu anlaşmanın ayrılmaz parçasını teşkil eden “korunma tedbirleri anlaşması” ile mevzuatınmızda yerini almış, uygulanması uluslarası sözleşmeye dayalı tedbir mahiyetinde işlemlerdir. Olay tarihinde yetkili idare tarafından düzenlenerek resmi gazetede yayınlanan teblig ile, tebliğde belirtilen malların belirlenen birim kıymetin altında olması halinde ithalatın “gözetim belgesine” tabi olduğu, bu düzenleme ile belirtilen malların ancak bu belge ile ithal edileceği genel düzenleyici işlem ile tebliğ edilmiştir.
Dava konusu ithal edilen mallar bu tebliğ kapsamında olup, yükümlü “serbest dolaşıma giriş beyannamesine eklenmesi gereken işbu belgeyi almak yerine, 4485 sayılı Kanun’un 61. maddesinin 1.fıkrası gereği kendi iradi beyanı ile hata ve yanılma olmaksızın verginin matrahını yurtdışı gider olarak göstermek suretiyle, tebliğde belirtilen miktara ulaştırarak, “gözetim belgesi” almaksızın mallarını serbest dolaşıma soktuğu bilahare kendi iradesi ile yapmış olduğu bu işlemi hukuka aykırı olduğu iddiası ile geri talep etmekte olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Temel hukuk ilkesi olan “hiç kimse kendi kusuruna dayanarak bir hak iddia edemez” prensibinin hukukumuzda yazılı olarak yer alan “hakkın kötüye kullanılmasınin hukuk düzeni tarafından korunmayacagı” ilkesinin teyididir.
Gözetim uygulamasının, bazı malların ithalatının o malın yerli üreticileri ve ülke ekonomisi üzerinde olumsuz sonuçlar yaratıp yaratmadığının tespit edilmesi amacını taşıdığı bilinmekle, yüksek miktarda ve düşük kıymet ile ithal edilen eşyanın ciddi bir artış sürecinde ithalatının izlenebilmesi amacıyla mevzuatla getirilen ve korunan hukuki yararın gerçekleşmesinin sağlanması amacıyla gözetim belgesi alma zorunluluğu getirildiği tartışmasızdır. Vergi Dava Dairesince, gözetim ve korunma tedbirlerinin hukuki dayanağı ve amacının belirtilmesine rağmen gözetim belgesine tabi olma durumunu eşyanın gümrük kıymetinin tesbiti anlamına gelecek şekilde yorumlayarak iptal kararı vermesi, dava konusunun tesbitinin hatalı yapıldığı veya değiştirildiği sonucunu doğurmuştur. Davacı kendi iradesi ile yurtdışı gider olarak göstermek suretiyle matrahı arttırmıştır. Dava konusu, eşyanın gözetim belgesine tabi eşyalardan olması, ithalinin bu belge ile mümkün olması sözkonusu olmakla eşyanın kıymetinin tespiti değildir.
Dolaylı etkinin dava konusu eşyanın kıymetinin tespiti gibi yorumlanması kararın da hukuka aykırı olmasına sebebiyet vermiştir. Keza 4458 sayılı Kanun’un 211. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi ile düzenlenen; “kişinin kasden yaptığı bir tahrifat sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri verilmesine veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilmez.” yönündeki emredici hükmünün hakkın kötüye kullanılması ilkesi ve gözetim belgesi alma zorunluluğunu düzenleyen mevzuata uygunluğu açısından incelenmemiş olması, Vergi Dava Dairesince, “gözetim belgesi” alma zorunluluğu üzerinde durulmaksızın idarenin yapmış olduğu “tahakkuk” olarak tanımlanması ve “eşyanın gümrük kıymetinin tesbiti” gibi değerlendirilmesi olayın hukuki değerlendirmesinin hatalı yapılmasına ve hukuka aykırı karar verilmesine sebebiyet vermiştir. Bu nedenle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve bölge idare mahkemesi vergi dava dairesinin kararının bozulması gerektiği oyu ile, karara katılmıyorum.

(XX) – KARŞI OY :
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan istinaf kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve istinaf kararının onanması gerektiği oyu ile, kararın bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir