Danıştay 13. Daire, Esas No: 2016/1455, Karar No: 2021/5496
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/1455 E. , 2021/5496 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/1455
Karar No:2021/5496
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Akaryakıt Doğalgaz Hurda Gıda Nakliyat İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … saylı kararı ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu uyarınca verilen 163.111,00-TL tutarındaki idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacı şirkete ait istasyonda 31/07/2012 tarihinde yapılan denetimde, akaryakıt pompalarında ve fiyat panosunda, bayisi olduğu şirket yerine başka bir şirkete ait amblemlerin bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle 163.111,00-TL idari para cezası verildiği ve bu kararın 28/01/2014 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, idari para cezasının süresinde ödenmemesi ve iptali için dava açılmaması üzerine 12/11/2014 tarihinde dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği ve 14/11/2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından da 21/11/2014 tarihinde hem idari para cezasının iptali, hem de ödeme emrinin iptali istemiyle ayrı ayrı dava açıldığı; davacı şirkete verilen idari para cezasına karşı açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin E:…, K:… sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiği; davacı tarafından ödeme emrine karşı ileri sürülen itirazların Kanunda sınırlı sayıda düzenlenen itirazlardan olmadığı ve ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği görüldüğünden, süresinde dava açılmaması nedeniyle kesinleştiği anlaşılan ve süresinde ödenmeyen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idari para cezasına karşı açılan davanın temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, kararın kesinleşmesi beklenilmeden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı şirkete verilen idari para cezasına karşı süresinde dava açılmadığından kesinleştiği ve kesinleşen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun olduğu, ödeme emrine karşı açılan davalarda ileri sürülebilecek itirazların Kanunda sınırlı olarak sayıldığı ve davacının iddialarının bu kapsamda olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı şirkete ait istasyonda 31/07/2012 tarihinde yapılan denetimde, akaryakıt pompalarında ve fiyat panosunda, bayisi olduğu şirket yerine başka bir şirkete ait amblemlerin bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca 163.111,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararı tesis edilmiş, bu karar 28/01/2014 tarihinde davacı şirkete tebliğ edilmiştir.
İdari para cezasının süresinde ödenmediğinden bahisle … tarih ve … takip numaralı ödeme emri düzenlenmiş; söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun (fiil tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle) 7. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Dağıtıcılar, 2. maddenin birinci fıkrasının (10) ve (13) numaralı bentlerinde belirtilen şekilde sözleşme ile bayilikler oluşturur. Bayilik süresi bitiminden üç ay öncesinde bayiliğin devamı için sözleşme yenilenemez ise sürenin bitimine kadar dağıtıcı, bayinin ikmal ihtiyacını karşılar. Süre bitiminde bayi, sözleşme yaptığı yeni dağıtıcının ürünlerini pazarladığı anlaşılacak şekilde faaliyetine devam eder ve en geç bir ay içinde eski dağıtım şirketi ile ilgili tüm belirtileri kaldırır.” kuralı yer almış; 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde, Kanun’un 7. maddesinin ihlâli hâlinde sorumlularına altıyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verileceği, aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, bayiler için yukarıda yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dairemizin E:2012/286 sayılı dosyasında verilen 26/10/2015 tarihli ara kararıyla, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “İdarî para cezaları” başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara altıyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verilir:” kuralının (4) numaralı alt bendindeki “7. maddenin ihlâli” yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulduğu; Anayasa Mahkemesi’nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun’un 522. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin; “Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara altıyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verilir:” bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 7. maddenin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…bayi, sözleşme yaptığı yeni dağıtıcının ürünlerini pazarladığı anlaşılacak şekilde faaliyetine devam eder…” ibaresi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, anılan iptal kararının 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, ancak söz konusu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı, 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7164 sayılı Kanun’un 32. maddesiyle yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları geriye yürümemekle birlikte somut norm denetiminde iptal kararının, itiraz başvurusuna konu yargılamada karar kesinleşmeden önce verilmesi hâlinde uygulanacağı noktasında tereddüt bulunmamaktadır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlâl eden ve adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan mahkemeye erişim hakkını engelleyen yasa kuralının itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması hâlinde, henüz kararı kesinleşmeyen somut norm denetimine konu yargılamadaki tarafların iptal hükmünün hukuki sonuçlarından öncelikle yararlanmaları gerekeceği açıktır.
Öte yandan, Anayasa’nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği hâlde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa’nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa’ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da imkân bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde, “Kabahat” deyiminin, kanunun karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanun’un; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, b) Diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında” uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun’un “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiş; madde ile atıfta bulunulan 5237 sayılı Kanun’un “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasında, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” kuralına yer verilmiştir.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, idarî para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması hâlinde, uyuşmazlığın ortaya çıkan yeni hukukî durum dikkate alınarak sonuçlandırılması gerekmektedir. Dolayısıyla, işlendiği zamanın kanununa göre yaptırıma tâbi tutulan bir fiilin daha sonra yürürlüğe giren bir kanunla yaptırım kapsamı dışına çıkarılmış olması hâlinde, fiili işleyen kişinin lehine olan sonraki kanun uygulanacak, önceki fiilden dolayı ceza verilemeyecek, kanun değişikliğinden önce verilen cezanın ise infazı gerçekleştirilemeyecektir.
Öte yandan, ödeme emrinin dayanağı olan tahakkuk işlemine karşı dava açılmaması, ya da açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazlarının yargısal incelemesinin yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davaların ise, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince davacının “böyle bir borcu olmadığı” şeklindeki itirazı kapsamında değerlendirilmesi, bu kapsamda, ödeme emrinin dayanağını teşkil eden kamu alacağının maddî kaynağına ilişkin hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve varsa borcun tahakkukundan önceki aşamaya ilişkin hukuka aykırılıkların incelenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilerek kararın yürürlüğe girmiş bulunması karşısında hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş bulunan Kanun maddesi uyarınca Kurul tarafından verilen idarî para cezasının tahsiline yönelik düzenlenmiş bulunan dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, ortaya çıkan bu yeni hukukî durumun dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
