Danıştay 10. Daire, Esas No: 2019/7958, Karar No: 2021/6544
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7958 E. , 2021/6544 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7958
Karar No : 2021/6544
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Tarımsal Kalkınma Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflar ve davalı yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı kooperatif tarafından, davalı idarenin denetimi altında yapılan ihale sonucunda satın alınan 300 adet Holstein ırkı damızlık gebe düvenin “brucella” hastalıklı olduğunun ortaya çıkması ve bu hastalık yüzünden ölmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 4.600.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 10/04/2017 tarih ve E:2016/640, K:2017/1904 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde, davalı idarenin denetimi altında yapılan ihale sonucunda satın alınan 300 adet Holstein ırkı damızlık gebe düvenin “brucella” hastalıklı olduğunun ortaya çıkması ve bu hastalık yüzünden ölmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen toplam zararın 3.244.775,09 TL olduğu, bu zararın ortaya çıkmasında detaylı bir şekilde açıklanan gerekçe doğrultusunda %75 oranında kusurlu olduğu anlaşılan davalı idarenin, söz konusu zarar miktarının, %75’lik kusur oranına denk gelen 2.433.581,31-TL’lik kısmını idareye başvuru tarihten itiberen işletilecek yasal faizle birlikte tazmin yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle davacı kooperatifin 4.600.000,00 TL’lik maddi tazminat isteminin 2.433.581,31 TL’lik kısmının kabulüne, bu miktarın idareye başvuru tarihi olan 24/12/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun bilimsellikten uzak olduğu, oluştuğu iddia edilen zararın Bakanlıklarının hizmet kusurundan kaynaklanmadığı, davacı kooperatifin gerekli hijyen şartlarına uygun olarak teslim edilen hayvanların bakım şartlarına uymayarak hastalanmasına sebep olduğu, ölen hayvanlara zaten tazminat ödendiği, yeniden tazminat ödenmesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı, davacının elde ettiği geliri belgelendiremediği ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından, birliklerine yöneltilen kusurla ilgili herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği, yaşanan mağduriyette idari ve bilimsel açıdan herhangi bir kusurları bulunmadığı, hayvanların suni tohumlanmasından nakillerindeki dezenfeksiyon şartlarına kadar tüm sürecin usule uygun olarak ilerlediği, hayvan sevk raporunun işletmede ihbarı zorunlu hayvan olmadığı anlamına geldiği, sevk belgesi bulunan hayvanların brucella hastalığı dahil hiçbir hastalık belirtisi göstermediği, birliklerinin kuruluşundan beri ülke genelinde birçok hayvan dağıtımı yapılmış olmasına rağmen hiç problem yaşanmadığı, hayvanların davacı kooperatife tesliminden sonra hastalandığının bilimsel olarak kesin sayılabileceği, hastalık kendi işletmelerinde var olsaydı 7-8 ay içerisinde bu durumun ortaya çıkması gerektiği, ancak olayda 12 ila 14 ay geçtikten sonra ihbarların yapıldığı, işletmede Brucella S-19 aşısının yapılmış olmasının sorunun ana kaynağı olduğu, bu aşı yapılmasaydı çok az bir zararla durumun atlatılabileceği, işletmede hastalığın 3 yıl boyunca devam etmesinin sıra dışı olduğu, bu durumun işletmede alınması gereken tedbirlerin alınmadığının kanıtı olduğu, Mahkemece oluşturulan bilirkişi heyetinin zararı tespit etme bakımından yetkin olmadığı ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, temyize konu Mahkeme kararında taraflara yüklenen kusur oranlarında isabet bulunmadığı, olayda tüm kusurun davalı idareye yüklenmesi gerektiği, üzerlerine düşün tüm yükümlülükleri yerine getirdikleri, karantina süresinin uzamasına sebebiyet veren S-19 aşısının uygulanmasının hatalı olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda maddi hatalar bulunduğu, vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı ve davalı Bakanlık tarafından temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden;
1- Davalı idarece yürütülen tarımsal destekleme projeleri çerçevesinde gelişmiş cins büyükbaş hayvancılığın yaygınlaştırılması amacıyla kredi destekleri sağlandığı; bu kapsamda davacı kooperatif üyelerine 300 adet gebe düve satın alınması için 1.191.000,00 TL; ahır, barınak ve makine ekipmanları için de 468.103,00 TL kredi kullandırıldığı ve davacı kooperatif üyelerinin kullandırılan kredi miktarlarınca borçlandırıldığı; kullandırılan kredilerin ilk yılı ödemesiz, ikinci yılı sadece faiz ödemeli olmak üzere yedi yıllık taksitlere bölündüğü; davacı kooperatifin 50 ortağının tamamının 31/08/2007 vadeli kredi faizini yasal süresi içinde ödememeleri nedeniyle toplam borçlarının icra takibi yapılmak suretiyle tahsil edilmesi için … tarih ve … sayılı muacceliyet oluru alındığı ve kooperatif ortaklarına karşı icra takipleri başlatıldığı;
2- Hayvanların temin edilmesine ilişkin davalı Bakanlıkça hazırlanan tip şartname doğrultusunda davacı kooperatif tarafından 31/07/2006 tarihinde ihale yapıldığı; ihale sonucunda davacı kooperatif ile yüklenici müdahil Burdur İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği arasında 300 baş mavi sertifikalı damızlık gebe düvenin alımı konusunda 13/09/2006 tarihinde sözleşme imzalandığı ve 300 adet düvenin 09/12/2006 tarihinde 50 kişilik kooperatif üyelerine altışar adet olmak üzere tutanak eşliğinde teslim edildiği;
3- Söz konusu düvelerin 17/10/2006 ile 17/10/2007 tarihleri arasında hayvan hayat sigortası ile sigortalandığı;
4- Teslimden sonra düvelerin yavru atmaya başladığı; davacılar tarafından dosyaya sunulan tutanaklara göre 15/01/2007 tarihinde ilk yavru atmanın meydana geldiği; bu tarihten sonra aralıklarla bu durumun devam ettiği; 28/12/2007 tarihinde davacı Kooperatif Başkanlığınca Beşiri Kaymakamlığı’na başvurularak hayvanlarda yavru atmaların olduğu, bu nedenle hayvanlardan kan alınarak brucella testi yapılmasının istenildiği; yapılan test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine 08/02/2008 tarih ve 1 nolu karar ile çiftliğin karantina altına alındığı; çiftliğe hayvan giriş çıkışlarının yasaklandığı; karantinanın 09/06/2010 tarihine kadar sürdüğü; bu süreçte hayvanların bir kısmının zorunlu kesime tabi tutulduğu, bir kısmının da öldüğü; sonuçta çiftlikte hiç canlı hayvan kalmadığı;
5- Karantina süresi içerisinde 18/03/2008 tarihinde 161 adet düveye, 27/10/2008 tarihinde de 105 adet düveye S-19 brucella aşısı yapıldığı; bu aşılamalar nedeniyle testlerin yapılmasında güçlük olduğu belirtilerek aşı bağışıklık süresi bittikten sonraki 60 günün sonunda yeniden kan serumu gönderilmesinin Elazığ ve Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüklerince istendiği; bu durumun da çiftlikte uygulanan karantina süresini uzattığı ve gerekli tedaviye başlanmasını geciktirdiği;
6- Satın alınan hayvanlarda brucella hastalığı çıkması üzerine kooperatife ait çiftlikte karantina uygulaması yapılması sonucu davacı kooperatifin uğradığını iddia ettiği zarar ziyanın tespiti amacıyla … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … D.İş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 14/11/2008 tarihli raporda; hayvanlarda açlığa bağlı aşırı kilo kaybı ve ölümlerin görüldüğü; ölen hayvanların yapılan muayenesi ve kan numunelerinden gerçek bir açlığın tespit edildiği; düvelerin canlı olarak ancak 300,00 TL bedel ile satılabileceğinin belirtildiği; bunun üzerine 24/12/2008 tarihinde davacı kooperatif tarafından idareye başvurularak hayvanlardan dolayı olan borçların tamamının silinmesi ve uğranılan zararın ödenmesinin istenildiği; söz konusu talebin … tarih ve … sayılı işlemle reddi üzerine, davacı kooperatif hesabına zarar olarak yansıyan kredi bedeli (zorunlu kesim ve sigorta bedeli olarak iade edilen miktarlar düşüldükten sonra) ile tedavi, beslenme, et ve süt ürünlerinden yoksun kalma nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 4.600.000,00 TL zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin ve nedensellik bağının açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” kuralına yer verilmiştir.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, Mahkemece, raporun yetersiz ya da çelişkili görülmesi üzerine, aynı bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya başka bilirkişilere yeni bir inceleme yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda (bu tespitler esas alınmak ve bu tespitlerle uyumlu olmak kaydıyla) re’sen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi; davacı kooperatifin uğradığı zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca davalı idarece tazmini gerektiği açıktır.
Bununla beraber bozma kararı üzerine yapılan yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda tarafların kusur oranları belirlenmiştir. Ancak bu belirleme yapılırken davacı tarafa sadece % 5 oranında kusur atfedilmesi hakkaniyetle bağdaşmamaktadır. Her ne kadar Dairemiz bozma kararında brucella testinin tip şartnameyi hazırlayan davalı Bakanlık tarafından davacının talebi olsun olmasın şartnameye konulması gerektiği, idarenin tüm ihale sürecini kontrol eden ve tip şartnameyi hazırlayan taraf olduğu, davacıya, şartnameye brucella testi konulmasını talep etmemesi nedeniyle % 30 oranında kusur izafe edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığı sonucuna varıldığından, davacıya izafe edilen kusurun fazla olduğu yönünde hüküm tesis edilmiş ise de; davacının da tip şartnamede onayı ve bilgisi olduğu, dava dosyasına eklenen belgelerden bazı kooperatiflerin şartnameye brucella testi eklenmesi yönündeki başvurularının idarece kabul edilerek bu şartlarda da ihaleye çıkılabildiği, ayrıca gebe düve seçim heyetinde ve muayene ve kabul heyetinde davacı kooperatifin temsilcisinin de bulunduğu görüldüğünden, davacıya sadece %5 oranında kusur izafe edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu nedenle açıklanan hususlar dikkate alınarak tarafların kusur oranının yeniden saptanması gerekmektedir.
Bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda ise, zarar hesabı yapılırken maddi hatalar yapıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, araştırılması gerekli bazı durumların araştırılmadığı, davacının her yıla ilişkin zararının ayrı ayrı tespit edilmediği, bunun neticesinde de Mahkemece 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin zararlara da 24/12/2008 tarihinden itibaren faize hükmedilmesine neden olunduğu görülmektedir. Bu eksiklik ve yanlışlıklar nedeniyle bilirkişi raporu hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp; İdare Mahkemesince, zarar miktarının tespiti amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.
Buna göre, yaptırılacak bilirkişi incelemesinde;
1- Davalı idarece, ihale ile alınan düvelerden 264 tanesinin sağlıklı bir şekilde doğduğunun ileri sürüldüğü, ancak bilirkişi raporunda bu hususta bir araştırmaya yer verilmeden hiçbir yavru yaşamıyormuş gibi hesaplama yapıldığı görüldüğünden; öncelikle davacı Kooperatif bünyesine alınan düvelerin hepsinin ölüm tarihlerinin, ölüm tarihine kadar doğum yapıp yapmadıklarının, yapmışlarsa bu yavruların yaşayıp yaşamadığının somut bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
2- Bilirkişi raporunda, sigorta şirketi tarafından davacıya ödenen 183.859,00 TL tazminat, Beşiri Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne ait … tarih ve … sayılı yazıya göre 106 adet büyükbaş ergin sığır için zorunlu kesim nedeniyle ödendiği belirtilen tazminat ve Et Balık Kurumu Diyarbakır Et Kombinası Müdürlüğü’ne ait … tarih ve … sayılı yazısı ekinde dosyaya sunulan 3 adet canlı hayvan ve 1 adet et satın alma fişine göre 89 adet hayvan için ödendiği belirtilen 43.886,37 TL et bedelinin hesaplanan toplam zarardan düşüldüğü görülmektedir.
Davacı Kooperatif bünyesinde brucella hastalığı sebebiyle ölen düvelerin bir kısmı için özel sigorta tarafından bir kısmı içinse zorunlu kesim ve et bedeli adı altında tazminat ödendiği, bu düveler için ölüm tarihinden sonra artık tazminat hesabı yapılmaması gerektiği, tazminatı zaten ödenen düveler için ölüm tarihinden sonra bir zararın oluştuğundan söz edilemeyeceği, bu düveler için, sadece ölüm tarihine kadar olan beslenme ve bakım giderleri ve varsa yavru atmasından kaynaklı bir zarar hesabı yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
3- Davacı Kooperatife, davalı idarece kullandırılan kredilerin, normal şartlar altında zaten davacı tarafından ödenmesi gerektiği, bu krediler kullanılarak yapılan yatırım neticesinde uğranılan zararın, gerek sigorta şirketi, gerek davalı idarece ödenen tazminat gerekse görülmekte olan dava neticesinde karşılanacağı açıktır. Bu nedenle, davacılar tarafından kullanılan kredilerin, zarar kapsamında değerlendirilmesi mümkün görülmemektedir.
Aksi takdirde, zaten yatırım yapma amacıyla kredi kullanan kooperatif üyelerinin, hem bu kredileri ödememeleri hem de yatırım neticesinde elde edecekleri kazancın hesaplanıp ödenmesi sonucu sebepsiz zenginleşeceği açıktır.
Dolayısıyla, kredi alınarak yapılmış olan ahır, barınak ve ekipmanların değerinin tazminat hesabına dahil edilmesine de gerek kalmamaktadır.
4- Bilirkişi raporunda 2007-2010 yılları arasındaki net zararın hesaplandığı, Mahkeme tarafından da bu net zararın idareye izafe edilen kısmına idareye başvuru tarihi olan 24/12/2008 tarihinden itibaren faiz uygulandığı görülmektedir.
Bu durumun, davacının 2009 ve 2010 yıllarında oluşan zararlarına da 24/12/2008 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına neden olduğu görüldüğünden, her yıl için ayrı ayrı zarar hesabı yapılması, yapılacak hesap neticesinde bulunacak miktarlara Mahkemece 24/12/2008 tarihinden önce oluşan zararlar için bu tarihin, sonrasında oluşan zararlar için ilgili yılın son gününün esas alınması suretiyle faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu Belirlemeler Çerçevesinde Davacının Zararının Hesaplanması:
1- 2007 yılı için hesaba dahil edilecek zararlar;
– İşletmeye teslim edilen 300 düveden ölen ve tazminatı ödenenler için ölüm tarihine kadar bakım ve yem giderlerinin,
– Düvelerden ölmeyenler ve varsa ölüp de tazminatı ödenmeyenler için bu düvelerden elde edilebilecek süt gelirinin,
– 300 düveden doğan canlı buzağı sayısının 270’ten (%10 ölüm oranı dikkate alınarak) az olduğunun tespiti halinde, 270’e kadar yavru atma sayısının erkek ve dişi dana olarak ayrımı ile erkek danaların satım bedelinin,
– 2007 yılı için alınabilecek destek ve teşvikler de dikkate alınarak tespit edilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, 270’e kadar yavru atma sayısının erkek ve dişi dana olarak ayrımı neticesinde ortaya çıkan dişi yavru sayısının ise işletme mevcuduna dahil edilmesi gerekmektedir.
2007 yılı için zarardan düşülmesi gereken yararlar;
– Hayvan ve hayvansal ürünlerden elde edilen gelirlerin,
– 2007 yılı için yararlanılan destek ve teşviklerin,
– Canlı doğan yavruların satılmış olması durumunda, bu satış bedellerinin,
– Ölmeyen düveler ve canlı doğan yavruların beslenme ve bakım giderlerinin hesaplanan zarardan düşülmesi ve bu tespit üzerinden de davalı idarenin yeniden belirlenecek kusur oranına tekabül eden kısmın kabul edilmesi gerekmektedir.
2- 2008 yılı için hesaba dahil edilecek zararlar;
– 2008 yılı içerisinde ölen düvelerden tazminatı ödenenler için ölüm tarihine kadar bakım ve yem giderlerinin,
– Düvelerden ölmeyenler ve varsa ölüp de tazminatı ödenmeyenler için bu düvelerden elde edilebilecek süt gelirinin,
– 2007 yılından kalan düvelerin %75 oranında yeniden gebe kalabileceği varsayılarak, doğabilecek buzağı sayısının (%10 ölüm oranı dikkate alınarak) erkek ve dişi olarak ayrımı ile erkek buzağıların satım bedelinin,
– 2008 yılı için alınabilecek destek ve teşvikler de dikkate alınarak tespit edilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, doğacak dişi yavru sayısının ise işletme mevcuduna dahil edilmesi gerekmektedir.
2008 yılı için zarardan düşülmesi gereken yararlar;
– Hayvan ve hayvansal ürünlerden elde edilen gelirlerin,
– 2008 yılı için yararlanılan destek ve teşviklerin,
– Canlı doğan yavruların satılmış olması durumunda, bu satış bedellerinin,
– Ölmeyen düveler ve canlı doğan yavruların beslenme ve bakım giderlerinin hesaplanan zarardan düşülmesi ve bu tespit üzerinden de davalı idarenin yeniden belirlenecek kusur oranına tekabül eden kısmın kabul edilmesi gerekmektedir.
2009 ve 2010 yılları için de bu esaslara dayalı olarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, davacı tarafından, davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, yukarıda yazılı gerekçe ile verilen bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden karar verileceğinden, bu aşamada vekalet ücreti yönünden herhangi bir incelemeye gerek görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların ve davalı yanında müdahilin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
