Danıştay 12. Daire, Esas No: 2021/5237, Karar No: 2021/6670
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/5237 E. , 2021/6670 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5237
Karar No : 2021/6670
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… sayılı temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Terörizmle Mücadele Eğitim ve Tatbikat Merkezi Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacı tarafından, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarihli işlemin iptali ile uğradığı zararların tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesi’nin 28/04/2020 tarih ve 31112 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçesi dikkate alındığında, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilecek personel hakkında güvenlik soruşturmasının hiçbir şekilde yapılmayacağını değil, aksine güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasına dair detaylarının kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması koşuluyla güvenlik soruşturmasının veya arşiv araştırmasının yapılabileceğinin ortaya koyulduğu, bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen ve davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete’de yayımlanarak 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği; Anayasa’nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştay’ın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa’nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının ilgililer hakkında güvenlik soruşturması yapılamayacağı yönünde olmadığı; aksine, kamu görevinde çalıştırılacak kişiler hakkında Anayasanın 129. maddesi uyarınca kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini teminen haklarında güvenlik soruşturması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu hususunun açıkça belirtildiği; Anayasa Mahkemesinin bahsi geçen kararı ve gerekçesi dikkate alınarak yeniden bir yasal düzenleme yapılması halinde davalı idarece davacının durumunun oluşan bu yeni hukuki duruma göre yeniden değerlendirileceği; diğer yandan, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal hakların davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların hesaplanarak davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararıyla; davacı hakkında …. Asliye Ceza Mahkemesinin …. tarih ve E:…., K:… sayılı kararıyla “Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 5 gün adli para cezası (100,00 TL) verildiği ve bu kararın kesinleştiği, taksirli suçlar dışındaki diğer suçlardan otuz günden fazla süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanların sözleşmelerinin feshedilerek ilişiklerinin kesileceği açıkça kurala bağlandığından, davacının sözleşmesinin feshine ilişkin dava konusu işlemde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davacının tüm mali ve sosyal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne , İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan kararın davacı tarafından temyizi üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi Kanununun kaldırılması ve davanın reddi yolunda verilen kararın davacıya 10/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve anılan kararda temyiz süresinin 30 gün olduğu açıkça belirtildiği halde, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 30 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 12/04/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz başvurusunda bulunulduğu gerekçesiyle temyiz isteminin 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin 1. fıkrası ile 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Uzman erbaş olarak sınır dışı görevinde bulunduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararını 05/04/2021 tarihinde tebliğ aldığını, tebliğin birlikte oturmadığı annesine yapılmasının usule aykırı olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak personelin güvenlik soruşturmalarının, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin 9. maddesi gereğince hazırlanan yönerge uyarınca yapıldığı, davalı idarece Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak personelin özel koşullara tabi tutmasının kamu hizmetinin en iyi şekilde yürütülmesinin bir gereği olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ve davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararın kaldırılması ve davanın reddi yolundaki karara karşı yapılan temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …. tarih ve E:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ….. İdari Dava Dairesine gönderilmesi teminen … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/12/2021 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
