Danıştay 13. Daire, Esas No: 2021/4074, Karar No: 2021/5228
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/4074 E. , 2021/5228 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/4074
Karar No:2021/5228
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Denetim A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından … Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin 01/01/2016-31/12/2016 hesap dönemine ait finansal tablolarına yönelik yürütülen bağımsız denetim çalışmalarının kalite güvence sistemi incelemeleri kapsamında Kurum uzmanlarınca incelenmesi sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı İnceleme Raporu’nda, anılan şirket nezdinde yürütülen bağımsız denetim çalışmalarına yönelik tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden davacı bağımsız denetim kuruluşuna “Uyarı” ve “15.000,00-TL idarî para cezası” verilmesine ilişkin Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda;
“Raporların süresinde tamamlanmaması” ihlâli yönünden;
6102 sayılı Kanun’un 401. maddesi uyarınca, denetim raporunun süresinde tamamlanması sorumluluğunun yerine getirilebilmesi için, bağımsız denetimi üstlenilen firmaların yönetim kurullarının, finansal tabloları ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu düzenlettirip onaylayarak gecikmeksizin davacı denetim kuruluşuna vermesi ve firma defterlerinin, yazışmalarının, belgelerinin, varlıklarının, borçlarının, kıymetli evrakının, envanterlerinin incelenerek denetlenebilmesi için davacıya gerekli imkânları sağlaması gerektiği, davacının da firma yönetim kurulundan, mevzuata uygun ve özenli bir denetim için gerekli olan bütün bilgileri kendisine vermesini ve dayanak oluşturabilecek belgeleri sunmasını isteme hakkının bulunduğu, aksi durumun, davacının mevzuat hükümleri uyarınca çalışma kâğıtlarının hazırlanması ve denetim sürecinde karşılaşılan söz konusu zorluklara ilişkin olarak sınırlı olumlu görüş verme, denetimden çekilme veya görüş vermekten kaçınma hususlarında değerlendirme yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, zira 6102 sayılı Kanun’un 403. maddesinin 4. fıkrasında, şirket defterlerinde, denetlemenin mevzuata uygun bir şekilde yapılmasına ve sonuçlara varılmasına olanak vermeyen ölçüde belirsizliklerin bulunması veya şirket tarafından denetlenecek hususlarda önemli kısıtlamaların yapılması hâlinde denetçinin, bunları ispatlayabilecek delillere sahip olmasa bile gerekçelerini açıklayarak görüş vermekten kaçınabileceği, kaçınmanın olumsuz görüşün sonuçlarını doğuracağı hâlde davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacı şirketin hazırladığı bağımsız denetim raporunun Kurum tarafından incelenmeye başlandığı tarih itibarıyla genel kurul toplantıları yapılmış ve denetim dönemi sona ermiş olmasına rağmen, ilgili çalışma kâğıtlarının hazırlanmadığı ve denetim raporunun zamanında tamamlanamadığının anlaşıldığı,
“Çalışma kâğıtlarının zamanında hazırlanmaması” ihlâli yönünden;
6102 sayılı Kanun’un 401. maddesi uyarınca, denetim raporunun süresinde tamamlanması sorumluluğunun yerine getirilebilmesi için, bağımsız denetimi üstlenilen firmaların yönetim kurullarının, finansal tabloları ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu düzenlettirip onaylayarak gecikmeksizin davacı denetim kuruluşuna vermesi ve firma defterlerinin, yazışmalarının, belgelerinin, varlıklarının, borçlarının, kıymetli evrakının, envanterlerinin incelenerek denetlenebilmesi için davacıya gerekli imkânları sağlaması gerektiği, davacının da firma yönetim kurulundan, mevzuata uygun ve özenli bir denetim için gerekli olan bütün bilgileri kendisine vermesini ve dayanak oluşturabilecek belgeleri sunmasını isteme hakkının bulunduğu, ancak davacı şirkette kalite güvence sistemi incelemelerine başlandığı tarih itibarıyla 2016 yılı faaliyet dönemine ilişkin finansal tablo ve muhasebe kayıtlarının davacı tarafından henüz temin edilmediği gibi, aynı tarihe kadar hazırlanmış olan çalışma kâğıtları içerisinde; BDS 300 kapsamında genel denetim stratejisinin ve denetim planının hazırlandığını, BDS 315 kapsamında denetim ekibi içinde yapılan müzakerelerin ve bu müzakerelerde alınan önemli kararların belgelendirildiğini, BDS 240 kapsamında işletmeyi etkileyen gerçekleşmiş, şüphelenilen veya iddia edilen herhangi bir hile hakkında bilgilerinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yönetimin ve uygun hâllerde işletmedeki diğer kişilerin sorgulandığını, BDS 315 kapsamında işletme ve çevresinin tanınmasına ilişkin prosedürlerin uygulandığı ve işletmenin risk değerlendirme sürecinin bulunup bulunmadığı hakkında bilgi edinildiğini, işletmenin iç kontrol sistemi unsurları hakkında bilgi edinildiğini ve kontrol çevresi analizinin yapıldığını, stok sayımının yapıldığını gösteren herhangi bir çalışmanın olmadığı, bu nedenle davacı tarafından BDS 220’nin 15. paragrafına, BDS 230’un 7. paragrafına, BDS 260’ın 16 (b), 21. ve 22. paragrafına uyulmadığı, BDS 210’un 17., BDS 260’ın 16., BDS 705’in 9., 11., 12. ve 13. paragraflarına aykırı hareket ettiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda, davalı idarece yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından, Türk Ticaret Kanunu, Bağımsız Denetim Yönetmeliği ve Bağımsız Denetim Standartları çerçevesinde, meslekî yeterlik ve özen ilkeleri kapsamında kaliteli ve güvenilir bir denetleme yapılmadığı sonucuna ulaşıldığı, bu itibarla, davacı hakkında, fiilin ağırlığına göre daha ağır bir yaptırım gerektirdiği hâlde daha önce ceza almadığı göz önünde bulundurularak, sabit olan eylemleri nedeniyle Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 41. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ”uyarı” yaptırımı ve alt sınırdan tesis edilen idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği,
Hükmedilmesi gereken vekâlet ücretine gelince;
2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde, toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedileceği, duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerektiğinin kurala bağlandığı, gerek Anayasa’nın 141. maddesinde, “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklinde ifade edilen temel ilkeye işlerlik kazandırılması, gerek Avukatlık Kanunu’ndaki vekâlet ücretini, avukatın emek ve mesaisine bağlayan ilke, gerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yer alan “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin her biri için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine hükmedilir.” şeklindeki düzenlemeyi iptal eden Danıştay Sekizinci Dairesi’nin ortaya koyduğu “seri davalarda bir dava dilekçesi düzenlenerek, diğer davalara ait dava dilekçelerinin önce hazırlanmış olan dava dilekçesinin sadece bazı yerleri boş bırakılarak bu boşluklar doldurulmak suretiyle hazırlandığının uygulamadan bilinen bir husus olması karşısında avukatların seri davalarda her bir dava için aynı derecede emek, çaba ve zaman harcadığından söz edilemeyeceğinden, bu davalara ilişkin avukatlık ücretinin, hakkaniyet ilke ve ölçüleri içerisinde adil ve kademeli bir şekilde düzenlenmesi gerekirken, iptali istenilen Tarife maddesinde, seri davalarda harcanan emek ve çabanın oldukça üstünde her bir dava için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine hükmedilerek taraflara ölçüsüz yükümlülük getiren düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeyle, Tarifeyle belirlenen sayıyı aşan seri davalarda vekâlet ücretinin kademeli olarak azaltılması suretiyle, davalarda avukatın harcadığı emekle alacağı ücret arasında adil bir dengenin sağlanması, böylece yargıya erişim hakkının önündeki engellerin kaldırılmasının amaçlandığı,
Davacı şirketin denetimini yaptığı 16 farklı şirkete ilişkin denetim dosyalarında mevzuata aykırılıklar tespit edildiğinden bahisle her bir şirket için ayrı ayrı “uyarı” yaptırımı ve 15.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılmış 10’dan fazla dava olduğu, aynı olay ve aynı hukuki sebepten kaynaklanan söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu, bu durumda, bakılan dava ile aynı istemle açılmış çok sayıda dosya bulunduğu, dolayısıyla seri dava niteliğinde olduğu anlaşılan uyuşmazlık için taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmeyecek biçimde ve taraf vekillerinin harcadığı emek dikkate alınarak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 22. maddesi uyarınca tam ücretin %50’si üzerinden belirlenen 1.020,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarece tek bir denetim yapılmasına rağmen birden fazla idarî para cezası verildiği, bu hususun 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 26/3. maddesi, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15/2. maddesi, yerleşik yargı içtihatları, hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırı olduğu, denetim standartlarına uyulmamasının denetlenen her bir firma için ayrı ceza gerektirdiğine ilişkin bir hükmün hiçbir mevzuatta yer almadığı, cezanın tek bir inceleme ve tek bir tutanağa istinaden verilmiş olmasının kesintisiz fiil olarak değerlendirilmesi gerektiği, denetlenen her bir firma için ayrı ayrı idarî para cezası verilmesinin hukuken kabul edilebilir bir durum olmadığı, idarî yaptırım kararına konu eylemlerde kusurlarının bulunmadığı, kusurun, denetim için gerekli olan bilgi ve belgeleri zamanında vermeyen denetlenen işletmelerde olduğu, uyuşmazlık konusu olayda kusurlu olup olmadıklarının uzman bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiği yönündeki taleplerinin Mahkemece yerine getirilmeyerek eksik incelemeyle karar alındığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan … -TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 20/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
