Danıştay 3. Daire, Esas No: 2018/1843, Karar No: 2021/6097
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2018/1843 E. , 2021/6097 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/1843
Karar No : 2021/6097
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU :… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nden alınamayan 2005 ila 2011 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket adına re’sen salınan 2005 ve 2006 yılları kurumlar vergisi, aynı yılların Ekim-Aralık dönemleri geçici vergileri ve Aralık dönemi katma değer vergilerine ilişkin ihbarnamelerin tebliğ alındılarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesine uygun şekilde tebliğe çalışılmadan ilanen tebliğ edildiği, 2008 yılının Temmuz, Ağustos ve Eylül dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine ilişkin ihbarnamelerin tebliğ alındıları ise dosyaya sunulmadığından, bu borçları içeren dava konusu … takip no’lu ödeme emrinin … tarih ve … tarih ve … plaka no’lu borçlara ilişkin kısmı hakkında şirkete usulüne uygun şekilde tebligat yapıldığının davalı idarece ortaya konulamadığı ve bu alacaklara ilişkin … tarih ve …, … tarih ve … saylı ödeme emirlerinin, tarh zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 21/04/2016 tarihinde şirkete tebliği üzerine anılan borçlardan haberdar olunması karşısında, zamanaşımı nedeniyle artık varlığından söz edilemeyecek alacaklar için davacı adına düzenlenen … takip numaralı ödeme emrinin belirtilen plaka no’lu kısımlarında hukuka uygunluk görülmediği, davacı adına düzenlenen ödeme emirleri içeriği borçlara ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen …ödeme emirlerinin davacı adına düzenlenen ödeme emrilerinin tebliğ tarihi olan 11/03/2016 tarihinden sonraki bir tarih olan 21/04/2016 tarihinde şirkete tebliğ edildiği anlaşıldığından, bu ödeme emirleri içeriği vergi alacağının asıl borçlu mükellef hakkında yapılan takibe rağmen tahsil edilememiş olduğundan sözedilemeyeceğinden, bu alacakların davacıdan tahsiline ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinin ilgili kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, davacı adına düzenlenen … takip no’lu ödeme emrinin … tarih ve … plaka no’lu, .. takip no’lu ödeme emrinin … tarih ve .. plaka no’lu kısmı haricindeki borçlar ile 21/04/2016 tarihinde tebliğ edilenler haricindeki alacaklara ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ödeme emirleri ile … ve … takip no’lu ödeme emirlerinin 21/04/2016 tarihinde tebliğ edilenler haricindeki alacaklara ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ödeme emirleri ile … takip no’lu ödeme emrinin 21/04/2016 tarihinde tebliğ edilenler ile 08/10/2010 tarih ve … ile … tarih ve …. plaka no’lu kısımları dışında kalan borçlar için şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ve tebliğ zarflarının dosyaya sunulmadığı dolayısıyla anılan ödeme emirleri içeriği vergi alacağının asıl borçlu şirket hakkında yapılan takibe rağmen tahsil edilememiş olduğundan sözedilemeyeceğinden bu alacakların davacıdan tahsiline ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinin ilgili kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu ödeme emirlerinin diğer alacaklara ilişkin kısımlarının ise ödeme emirleri içeriği borçların asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete usulüne uygun şekilde memur eliyle ve posta yoluyla tebliğ edildiğinin görüldüğü, ancak bu aşamadan sonra haciz varakası düzenlenmesinden sonra mal varlığı araştırması yapılması gerektiğinden, davalı idarece mal varlığı araştırmasından önce düzenlenmesi gereken haciz varakalarının dosyaya sunulmadığı göz önüne alındığında, söz konusu kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsilinin mümkün bulunmadığının usulüne uygun şekilde ortaya konulamadığından hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nden alınamayan 2005 ila 2011 yıllarına ait kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezaları ve fer’ilerinden oluşan kamu alacağının şirketten tahsil imkanı bulunmadığının anlaşılması üzerine, şirket temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. Maddesinin uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı; 64. maddesinde de haciz muamelelerinin tahsil dairesince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin, mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin; … ve … sırasındaki alacaklar, 5 takip numaralı ödeme emrinin; 57 ila 59 sırasındaki alacaklar haricindeki kısımları, 6 ve 7 takip numaralı ödeme emri ile 8 takip numaralı ödeme emrinin; 19, 20 ve 21 sırasındaki alacaklar haricindeki kısımlarına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Dava konusu ödeme emirlerinin … takip numaralı ödeme emirleri ile … takip numaralı ödeme emrinin … ve … sırasındaki alacaklar dışındaki kısımları, … takip numaralı ödeme emrinin … ila … sırasındaki alacaklarla ilgili kısımları ile … takip numaralı ödeme emrinin … sırasındaki alacaklarla ilgili kısımları, Vergi Mahkemesince, davalı idarece mal varlığı araştırmasından önce düzenlenmesi gereken haciz varakalarının dosyaya sunulmadığından hareketle şirket tüzel kişiliği hakkındaki yasal takip yollarının usulüne uygun tüketilmediği sonucuna varılarak iptal edilmiştir.
6183 sayılı yasanın 64. maddesinde belirtilen haciz varakası, haciz işlemlerine başlanılması için düzenlenmesi zorunlu bir belgedir. Dolayısıyla haciz varakası düzenlenmeksizin yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirket tüzel kişiliğinin hiçbir mal varlığına rastlanılmaması, aksi kanıtlanmadıkça amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği gerçeğini değiştirmeyeceğinden, Vergi Mahkemesi kararının belirtilen hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunu redden Vergi Dava Dairesi kararının söz konusu hüküm fıkrası yönünden bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kısmen reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının; dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin … ve … sırasında yer alan alacaklar, … takip numaralı ödeme emrinin … ila … sırasındaki alacaklar haricindeki kısımları, … takip numaralı ödeme emri ile … takip numaralı ödeme emrinin … sırasındaki alacaklar dışındaki kısımlarına ilişkin hüküm fıkralarının ONANMASINA,
3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,
4. Kararın; dava konusu ödeme emirlerinin … takip numaralı ödeme emirleri ile … takip numaralı ödeme emrinin … sırasındaki alacaklar dışındaki kısımları, … takip numaralı ödeme emrinin … sırasındaki alacaklarla ilgili kısımları ile … takip numaralı ödeme emrinin … sırasındaki alacaklarla ilgili kısımlarının BOZULMASINA,
5.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesine,
6.492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 14/12/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
