Danıştay 4. Daire, Esas No: 2021/5249, Karar No: 2021/10496
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/5249 E. , 2021/10496 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/5249
Karar No : 2021/10496
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : Sınırlı Sorumlu … Konut Yapı Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, satın alınan taşınmaz üzerinde bulunan gecekondular için gecekondu sahiplerine enkaz bedeli adı altında yapılan ödemelerin kâr payı olarak değerlendirilmesi ve dolayısıyla bu ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca re’sen tarh edilen 2010/10-12, 2011/1-3,4-6, 2012/4-6 dönemleri vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerindeki gecekonduların kooperatif üyelerine ait olması, aksinin davalı idare tarafından ileri sürülmemesi ve enkaz bedelinin davacı kooperatif tarafından herhangi bir faaliyet sonucunda gelir elde edilmeksizin, dolayısıyla bir kâra ulaşılmaksızın kooperatif üyelerine ödenmesi karşısında ortada dağıtılabilecek bir kârın ve bir kâr dağıtımının olduğundan söz edilemeyeceği; bu durumda, enkaz bedeli adı altında yapılan ödemeler kâr payı olarak değerlendirilerek bu ödemeler üzerinden tevkifat yapılmadığından bahisle davacı kooperatif adına re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergilerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı adına, satın alınan taşınmaz üzerinde bulunan gecekondular için gecekondu sahiplerine enkaz bedeli adı altında yapılan ödemelerin kâr payı olarak değerlendirilmesi ve dolayısıyla bu ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca re’sen tarh edilen 2010/10-12, 2011/1-3,4-6,7-9 dönemleri vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararı davalı idarece temyiz edilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4/1-k maddesinde “Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz) dair hükümler bulunması şartı ile kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu düzenlenmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 6/b-i alt bendinde; tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75. maddenin 2. fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) vergi tevkifatının yapılacağı, aynı Kanunun 75. maddesinin 1. fıkrasında; sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu, 2. fıkrasının (2) numaralı bendinde ise; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıkları ortaklarının ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz) menkul sermaye iradı sayılacağı hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4/1-k maddesinde sayılan şartlardan birisi münhasıran ortaklarla iş görülmesi, kooperatif ortakları dışındaki kişilerle iş yapılmamasıdır. Bu nedenle, kooperatif ortaklarının menfaatlerini korumak ve ana amacın gerçekleşmesi için yapılan işlemlerin ortaklarla iş görülmesi kapsamında sayılması gerekmekte olup, ana amacın gerçekleşmesine yönelik olmayan işlemlerin ise ortak dışı işlem olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı kooperatif tarafından, satın alınan taşınmaz üzerindeki gecekondular için ortaklarına enkaz alım bedeli adı altında ödeme yapıldığı, ancak davalı idare tarafından kar payı olarak değerlendirilen söz konusu ödemelerden herhangi bir tevkifat yapılmadığı, bunun üzerine dava konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, enkaz alım bedeli adı altında kooperatif ortaklarına yapılan kâr payı dağıtımından dolayı muafiyet ve şartlarını ihlal eden davacı kooperatif adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.
