Danıştay 5. Daire, Esas No: 2019/6347, Karar No: 2021/4888
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/6347 E. , 2021/4888 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/6347
Karar No : 2021/4888
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … İşleri Başkanlığı / …
VEKİLİ : Huk. Müş. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam hatip olarak görev yapmakta iken Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dava konusu Komisyon kararında davacının ByLock programı kullanıcısı olduğu belirtilmekle birlikte, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının ByLock programını kullanmadığı, ByLock programının davacının oğlu E.Ç tarafından kullanıldığının tespit edildiği, dolayısıyla Komisyon kararındaki ByLock tespitinin davacının FETÖ/PDY ile bağını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği, Komisyon kararında davacı hakkında düzenlenen 22/11/2016 tarihli soruşturma raporunda yer alan tanık ifadelerinden ve elde edilen belgelerden, davacının FETÖ/PDY için aktif olarak çalıştığı ve örgüte finansal destek sağladığı ileri sürülerek FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu belirtilmekle birlikte, anılan soruşturma kapsamında 4 kişinin ifadesinin alındığı, ”davacının FETÖ yurtları için kurban zamanı deri topladığı, elma topladığı ve zarf dağıttığı” yönündeki ifadeye konu bilginin kişi, yer ve zaman belirtmediği, başka bir ifadeyle dikkate değer bir somutlaştırma yapılmadığı, keza, bu bilginin duyuma dayalı olduğu, ”militan seviyede tam FETÖ’cü olduğu, örgütün her türlü faaliyetlerine katıldığı, himmet adı altında her türlü finansal desteği sağladığı, fitre, zekat, kurban derisi ve burs topladığı” yönündeki bir diğer beyanın da; gerek idari soruşturma dosyasında doğrudan bilgi ve görgü içerecek şekilde aleyhe tanıklık yapan başkaca kimsenin olmayışı gerekse davacının ceza yargılamasında birçok kişinin davacı lehine tanıklık yapmış olması nedeniyle şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı olmadığı, davacının ceza yargılamasında bulunan ”davacının evinde yapılan aramada örgütün yayın organı olan … Onur Üyesi Kartı bulunduğu, aleyhine BİMER’e örgütle irtibatlı kişi olarak müracaatta bulunulduğu, Bank Asya’da hesabının bulunduğu” şeklindeki verilerin de, Bank Asya bilgisinin Komisyon tarafından tespite konu edilmediği gibi Bank Asya hesabının aktif olarak kullanılmadığı ve hesap hareketinin bulunmadığından, evinde ele geçen …onur üyesi kartı ile örgütle irtibatlı olduğuna dair BİMER’e ihbar edilmesi hususunun da tek başına FETÖ/PDY ile bağlantısını göstermediği, Komisyon kararında yer alan tespitler ile dosya kapsamında mevcut bulunan bilgi ve belgelerin haricinde davacı hakkında FETÖ/PDY ile iltisak veyahut irtibatını gösteren başkaca bir delil, vakıa ve olgu tespiti ile bilgi ve belgenin bulunmadığının görüldüğü, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile kamu görevinden çıkarılmasını gerektirecek nitelikte bir bağının olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hizmet gereklerine, kamu yararına ve hukuka uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; Bankasya’daki hesabın 2006 yılında faizsiz bankacılık hizmeti verilmesi sebebiyle açıldığı ve bu hususun bilirkişi raporu ile de teyit edildiği, bankadaki 264,27 gramlık altını 91 günlük vadeli katılım hesabına aktardığı, 09/07/2014 tarihinde ise mevduat hesabındaki birikmiş miktarı ev peşinat ödemesi olarak müteahhit firma hesabına gönderdiği, bu tarihten sonra da hesaplarında herhangi bir hareketliliğin bulunmadığı, çocuğunun son sınıfta olması ve öğlen yemeklerini okulda yiyebilmesinden dolayı kapatılan okula gönderdiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ”Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 2. maddesinde: ”(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam hatip olarak görev yapmakta iken Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun 22/03/2018 tarih ve 2018/8261 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleştiği görülmüştür.
Bununla birlikte, 672 sayılı KHK uyarınca davacı hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Dairemiz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde, iltisak ve irtibatın varlığının tespitinde; ceza mahkemesi kararlarında, savcılık iddianamelerinde, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda, tanık ve gizli tanık ifadelerinde yahut idari soruşturma dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerin dikkate alınması ve incelenmesi gerektiği açıktır. Zira suç isnadına yönelik incelemede varlığı (subutiyeti) ortaya konulmuş olmasına karşın suçlu sayılma için yeterli görülmeyen kimi maddi olay, olgu ve tespitlerin iltisak ve irtibat için yeterli görülmesi mümkündür.
Bu kapsamda UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında; “Şüphelinin yapılan ev aramasında 1 adet … seri nolu … Onur Üyesi kartının bulunduğu, … şahıs hakkında yapılan BİMER başvurusunda; FETÖ-PDY Bağlantılı Kişi ve Kuruluşlar başlığı altında …: Sanayi Sitesi İmamı olarak ismi verilmiştir. Şüpheli hakkında Denizli Valiliği İl Müftülüğünce yürütülen idari tahkikat sırasında dinlenen tanıklardan M.T.’nin alınan beyanında, “militan seviyede tam fetöcüdür. Örgütün her türlü faaliyetlerine katılır. … adı altında her türlü finansal desteği sağlar, fitre zekat, kurban derisi ve burs toplar. Hükümet ve Cumhurbaşkanı aleyhinde konuşur. Seçimlerde de hükümet ve Cumhurbaşkanı aleyhine çalışmıştır. Bir yakını vali, fetö mensubu olmaktan tutuklanmıştır” şeklinde beyanda bulunduğu, Tanık M.K.’nin alınan beyanında, “…’in oğlu daha düne kadar FETÖ Cemaatine ait Gediz Üniversitesinde tam burslu olarak okuyordu” şeklinde beyanlarda bulunduklarının …” tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Bu itibarla, davacının FETÖ-PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/12/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
