Danıştay 7. Daire, Esas No: 2021/937, Karar No: 2021/5987

Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/937 E. , 2021/5987 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/937
Karar No : 2021/5987

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhlerine olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin 2013 yılı hesap ve işlemlerinin sahte fatura kullanımı yönünden incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, sentetik motor yağı üretiminde kullanılmak üzere satın alınan katkı maddelerinin, hakkında sahte belge düzenlediğine ilişkin vergi tekniği raporu bulunan … Madeni Yağlar Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından düzenlenen sahte faturalarla belgelendirdiğinin tespit edildiğinden bahisle, 2013 yılının Şubat ayının (2.), Mart ve Nisan ayının (1.) ile Mayıs ayının (1.) ve (2.) dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılarak kesilen üç kat tutarındaki vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacı şirkete fatura düzenleyen … Madeni Yağlar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkındaki … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda; anılan şirketin üretim ve satışlarında yıllar itibarıyla yüksek oranda sürekli bir artış bulunmasına rağmen, elektrik tüketim verilerinin azaldığı, anılan şirket ile aynı işi yapan X şirketi olarak adlandırılan şirketin organizasyonuna ilişkin verilerin (elektrik tüketimi, sahip olunan depo, çalıştırılan işçi sayısı yapılan üretim ve satış, vb.) karşılaştırılması neticesinde, hakkında inceleme yapılan şirketin, mevcut üretim kapasitesinin çok üzerinde üretim ve satış yaptığı, vergi borçlarının ödenmediği, yıllar itibarıyla çok yüksek tutarlı katma değer vergisi matrahı beyan etmesine karşın, hiç bir dönemde ödenecek katma değer vergisinin çıkmadığı, yapılan yoklamalarda her ne kadar bazı dönemlerde işçi çalıştırdığı tespit edilmiş ise de, genel olarak yapılan yüksek miktardaki üretimi karşılayacak nitelikte depo, çalışan, nakliye vb. bir organizasyonunun bulunmadığı, alış ve satış yapılan şirketler nezdinde yapılan karşıt incelemelerde, bu şirketlerin sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediğinin ya da kullandığının belirlendiği, alım yapılan şirketin yeminli mali müşavirinin beyanı ile de sabit olduğu üzere bir kısmı ile akrabalık bağı bulunan kişilere ait anlaşmalı şirketler üzerinden gerçek mal teslimine dayanamayan karşılıklı alım satımlarla sanal bir sirkülasyonun oluşturulduğu tespitlerinin yapıldığı, bu duruma T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, Akaryakıt Özel Ekip Şubesince düzenlenen ön çalışma raporunda da yer verildiği, yine söz konusu ön çalışma raporunda anılan şirketin ithal ederek ve yurt içi satın alma yoluyla temin ettiği baz yağları hiçbir üretime tabi tutmadan piyasaya sürdüğü yolundaki davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği ve inceleme raporundaki saptamalar birlikte değerlendirildiğinde; anılan şirketin, madeni yağ üretiminden ziyade baz yağ ticareti yaptığı, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği, tüm alış ve satış faturalarının sahte olduğu, envanterde bulunan emtianın da alışlarının sahte olması nedeniyle yeni ürün üretiminde kullanılmadığı ve kayıt dışı satıldığı sonucuna varıldığından, davacı şirketin bahsi geçen şirketten satın aldığını beyan ettiği emtiaya ilişkin faturalardan kaynaklanan özel tüketim vergisi indirimlerinin reddinde yasal isabetsizlik görülmediği, vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümlerinin uygulamasından kaynaklanan kısmına gelince; tekerrüre esas alınan 2012 yılına ait vergi ziyaı cezasının 02/01/2013 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacının uzlaşma talep ettiği ve 02/04/2013 tarihinde uzlaşılarak kesinleştiği, 2013 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınabilmesi için takip eden, yani 2014 yılından itibaren aynı cezayı gerektiren bir fiilin işlenmiş olmasının gerektiği, dolayısıyla ihtilaf konusu fiilin 2013 yılında işlendiğinin anlaşılması karşısında, olayda tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hukuken olanak bulunmadığından, davacı şirket adına kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrürden kaynaklanan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle özel tüketim vergileri ve 3 kat tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden davanın reddine, vergi ziyaı cezalarının tekerrüre isabet eden kısımlarının ise iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, mal alımlarının gerçek bir ticari ilişkiye dayanması nedeniyle faturaların sahteliğinden söz edilemeyeceği ve dava konusu vergi ve cezalara ilişkin işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyize konu hüküm fıkrasının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir