Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, Esas No: 2021/1083, Karar No: 2021/2640
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1083 E. , 2021/2640 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1083
Karar No : 2021/2640
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/12/2020 tarih ve E:2017/7114, K:2020/5942 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak görev yapan davacı tarafından, Yeminli Mali Müşavirlik Sınavı’na katılmak için yapılan başvurunun reddine ilişkin Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Temel Eğitim ve Staj Merkezinin … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işleme dayanak alınan 19/08/2014 tarih ve 29093 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlik ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 10. maddesi ile aynı Yönetmeliğin yeniden düzenlenen 21. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkralarının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/12/2020 tarih ve E:2017/7114, K:2020/5942 sayılı kararıyla; davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Anayasa’nın 124. maddesi, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2., 9. ve 10. maddeleri, 16/01/2005 tarih ve 25702 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlik ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Sınav Yönetmeliği’nin 1. ve 5. maddeleri, 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 14. ve 16. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak,
Dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkraları yönünden;
16/01/2005 tarih ve 25702 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlik ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Sınav Yönetmeliği’nin 19/08/2014 tarih ve 29093 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik “Tekrar Sınava Girebilme” başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasında, “Yeminli Mali Müşavirlik sınavında başarılı olamayanlar, ilk sınav tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde yılda 3 kez açılacak tüm sınavlara girebilirler. Sınav süresi hiç bir nedenle uzatılamaz.”; 3. fıkrasında, “Bu sınav haklarını süresinde kullanmayanlar veya başarılı olamayanlar, altı ay süreyle meslek sınavlarına alınamazlar.”; 4. fıkrasında, “Altı aylık süreyi dolduranlardan dileyenler yeniden tüm konuları kapsamak üzere bu Yönetmelik hükümlerine göre sınavlara katılabilirler.” hükümlerine yer verildiği,
Dava konusu Yönetmelik hükümleriyle, yeminli mali müşavirlik sınavlarına katılmak isteyen adayların 2 yıl içerisinde katılabilecekleri toplam 7 sınav hakkının bulunduğu, sınav sürelerinin hiçbir nedenle uzatılamayacağı, sınav hakkının tamamını kullanarak başarısız olan veya sınav süresini geçirmiş olan adayların tekrar sınava katılmak istemeleri durumunda altı ay bekleme süresi sonunda yeniden tüm sınav konularını kapsamak üzere sınav dosyası açtırarak sınava katılabilecekleri hususlarının kurala bağlandığı,
Davacı tarafından, 3568 sayılı Kanun’da yeminli mali müşavir olabilmenin özel koşulları arasında sadece yeminli mali müşavirlik sınavından başarılı olma şartı arandığı halde, dayanağı Kanun maddesine aykırı bir biçimde anılan sınavlar için dava konusu Yönetmelik hükümleriyle süre, sayı ve sınır şartı getirilmesinin hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,
Davalı idarelerce, 3568 sayılı Kanun ile dava konusu Yönetmeliğin kapsamını belirlemek konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilmek şartıyla takdir yetkisinin tanındığı, aynı konuya ilişkin daha önceki Yönetmelik düzenlemelerinde daha katı kuralların bulunduğu, bu düzenlemelerin iptali istemiyle açılan davaların reddine karar verildiği, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile bu hükümler dayanak alınarak tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiği,
Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” hükmünün yer aldığı, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olmasının ve bu yetkinin devredilememesinin, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olduğu, bu hükme yer veren Anayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait olmasının “demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum” olarak nitelendirildiği, söz konusu maddenin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinin devredilmezliğinin esasen kanun koyma yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında bir organca kullanılamaması anlamına geldiği, Anayasa’nın 7. maddesi ile yasaklanan hususun, kanun yapma yetkisinin devredilmesi olup, bu maddenin, yürütme organına hiçbir şekilde düzenleme yapma yetkisi verilemeyeceği anlamına gelmediği, kanun koyucunun, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca bir konuyu doğrudan kanunla düzenleyebileceği gibi bu hususta düzenleme yapma yetkisini yürütme organına da bırakabileceği, yürütmenin türevselliği ilkesi gereğince de yürütme organının bir konuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesi gerektiği, zira yürütmenin düzenleme yetkisinin, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetki olduğu,
Anayasa’nın 124. maddesinde, yönetmeliklerin, kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılan objektif düzenleyici tasarruflar olarak öngörüldüğü, anılan düzenlemelerle kanun hükmünü veya uygulanmasını kısıtlayıcı kurallara yer verilemeyeceği kuşkusuz ise de, kanunun genel nitelikte kurala yer verip, diğer hususların yönetmelikle düzenleneceğini belirtmesi durumunda, yönetmeliğin kapsamı konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilmek koşuluyla takdir yetkisi tanındığının kabulü gerektiği,
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3568 sayılı Kanun’un 10. maddesinde, yeminli mali müşavirlik sınavlarının Birlik tarafından yazılı olarak yapılacağı, Hazine ve Maliye Bakanlığının bu sınavın adil, tarafsız ve mevzuatına uygun bir şekilde yapılması için gerekli tedbirleri almaya yetkili olduğu, sınav komisyonunun oluşumu ve sınav komisyonu üyeliklerine seçilme yeterliği hususlarının düzenlendiği, komisyonun çalışma usulleri ile sınav konuları ve sınava ilişkin diğer usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğinin belirtildiği,
Dava konusu Yönetmelik hükümleriyle de, sınavların temel esasları, yılda kaç kez yapılacağı, sınavda başarılı sayılma kriterleri, sınav komisyonunun çalışma usulleri, sınav konuları, sınavın yapılma ve değerlendirme usulü, tekrar sınava girebilme şartları gibi pek çok alanda ayrıntılı düzenlemeler yapılarak uygulanacak sınava ilişkin usul ve esasların belirlendiği,
Yasama organının, kanun yaparken konuyla ilgili bütün olasılıkları göz önünde bulundurarak kazuistik bir biçimde ayrıntılı kurallar koyabileceği gibi zamanın gereklerine göre sık sık değişen önlemler alınmasına veya alınan önlemlerin kaldırılmasına ve yerine göre yeniden konulmasına gerek duyulan hallerde, gerek yasama faaliyetinin yavaş işlemesi gerekse günlük olayları izleyerek zamanında önlem almasının güçlüğü karşısında, takdir yetkisine bağlı olarak konunun esaslı unsurlarını kanun ile belirledikten sonra, uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususların düzenlenmesi konusunda yürütme organına yetki verebileceği, bu durumun yasama yetkisinin devri niteliğinde değerlendirilemeyeceği,
Bu açıklamalar ışığında dava konusu Yönetmelik hükümleri incelendiğinde, 3568 sayılı Kanun’un 9. maddesinde yeminli mali müşavir olabilmek için sadece yeminli mali müşavirlik sınavından başarılı olma şartı getirilmiş ise de; aynı Kanun’un 10. maddesinde, uygulanacak sınava ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda idareye düzenleme yapma yetkisi verildiği,
Bu yetki çerçevesinde, sınava girecek adayların mesleki yeterliliklerinin ölçülmesi amacıyla yapılan ve meslekte başarılı olacak kişileri seçmeye yönelik sınavların belirli bir disiplin içinde yapılması konusunda dava konusu Yönetmelik ile takdir yetkisine dayalı olarak sınava ilişkin süre ve sayı sınırlamasına ilişkin birtakım kurallar getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacının, Yeminli Mali Müşavirlik Sınavı’na katılmak için yaptığı başvurunun reddine ilişkin Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Temel Eğitim ve Staj Merkezinin 04/07/2017 tarih ve 13644 sayılı işlemi yönünden;
Davacının daha önceden girmiş olduğu sınavlarda başarısız olduğu “Finansal Yönetim”, “Gelir Üzerinden Alınan Vergiler”, “Dış Ticaret ve Kambiyo Mevzuatı” ve “Sermaye Piyasası Mevzuatı” derslerinden aynı sınav dosyası kapsamında 2017/2. dönem sınavlarına katılmak istemiyle 21/06/2017 tarihinde başvuru yaptığının anlaşıldığı,
Söz konusu başvurunun; sınav takvimi ile duyurulan başvuru döneminin kapanmasından sonra başvuru yapıldığı ve davacının 2014/2. dönemde açılan sınav dosyasının 2016/3. dönem sınavlarından sonra kapanmış olduğu gerekçeleriyle reddedildiği,
Dava dosyasına sunulan sınav takviminin incelenmesinden; 2017/2. dönem sınavlarının 01-10 Temmuz 2017 tarihleri arasında yapılacağı ve tekrar sınava katılacaklar için son başvuru tarihinin 12 Haziran 2017 olduğu anlaşılmakta olup, davacının sınav takvimi ile duyurulan başvuru dönemini geçirdiğinin görüldüğü,
Öte yandan, ilk defa 20/08/2009 tarihli sınav başvuru formu ile yeminli mali müşavirlik sınavlarına katılmak üzere sınav dosyası açtıran ancak talebi doğrultusunda sınavlara katılım hakkı 2014/2. dönemine ertelenen ve ilk sınav hakkını 2014/2. döneminde kullanan davacının, 2014/2. dönem ile 2016/3. dönemi arasında toplam 7 sınav hakkından 6 tanesini kullandığı ve katılmış olduğu sınavlar kapsamında 10 dersin 6 tanesinden başarılı, 4 tanesinden başarısız olduğu, böylelikle 2 yıl içerisinde girmiş olduğu sınavlarda derslerin tamamından başarılı olamadığı için sınav hakkının kalmadığının anlaşıldığı,
Buna göre, aynı sınav dosyası kapsamında 2017/2. dönem sınavlarına katılmak üzere başvuruda bulunan ve kalan 4 dersi için ek sınav hakkı verilmesini talep eden davacının talebinin reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sınav sayısını, süresini, sınava girilecek ders sayısını, ders geçme notunu, sınavda başarılı olamayanların tekrar sınava girebilmek için bekleme süresini belirleme hususlarında 3568 sayılı Kanun ile davalı idareye herhangi bir yetki verilmediği, idarenin 3568 sayılı Kanun’da yer alan “gerekli tedbirleri alma” ibaresini “gerekli kuralları koyma” haline getirdiği, dava konusu hükümlere benzer kuralların başka hiçbir sınavda bulunmadığı, bu nedenle söz konusu düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, yeminli mali müşavirlik sınavlarının hukuka aykırı olarak zorlaştırılmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerinde kamu yararının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 23/12/2020 tarih ve E:2017/7114, K:2020/5942 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 25/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
