Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, Esas No: 2021/1194, Karar No: 2021/3244

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1194 E. , 2021/3244 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1194
Karar No : 2021/3244

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2020 tarih ve E:2016/57509, K:2020/5210 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2020 tarih ve E:2016/57509, K:2020/5210 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkûmiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, 2014 HSK seçimlerinde örgüt lehine faaliyette bulunduğuna ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar (Unvanlı görev) yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığı ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görevlendirilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı idari işleme karşı açmış olduğu iki davanın bulunduğu, bu dosyaların birleştirilmesini aşamalarda talep etmiş ise de kabul görmediği, konusu ve tarafları aynı olan bu dosyaların birleştirilmesi gerektiği, dosyaların ayrı yürütülmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı; OHAL döneminde çıkarılan KHK gerekçe gösterilerek ihraç edildiği, 18/07/2018’de OHAL uygulanmasına son verildiğinden yapılan uygulamanın yasal dayanağının kalmadığı; meslek hayatı boyunca herhangi bir disiplin soruşturması geçirmediği, üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmiş liyakatli bir hâkim olarak görev yaptığı; suçta ve cezada kanunilik ilkesinin olayda uygulanması gerektiği; KHK ile eylemin tipiklik unsurunun tanımlanmadığı, idareye bu anlamda tam yetki verildiği, idareye bu anlamda geniş takdir yetkisi verilmesinin kabul edilemeyeceği; ihraç gibi ağır sonuçları olan idari işlemde bireyselleştirmenin ve delillendirmenin yapılmadığı; var olduğu iddia edilen eylemler ispatlanmadan ihraç kararı alındığı, ihraç kararından sonra delillerin ortaya konulduğu; içinde bulunduğu iddia edildiği örgütün hiyerarşik sistem içerisindeki konumunun ortaya konulmadığı, kendisinde herhangi bir kriptolu haberleşme programının tespit edilmediği, almış olduğu kararlarda bağımsızlığını, tarafsızlığını kaybettiğine yönelik herhangi bir emare bulunmadığı; savunması alınmadan ihraç kararı verilip daha sonra savunma hakkının tanınmasının adil yargılanma hakkını, masumiyet ilkesini ihlal ettiği; … isimli tanık tarafından HSK seçimlerinde bağımsız adaylara çalıştığı iddia edilmişse de bağımsız adayların FETÖ üyesi olup olmadığı başlı başına yargılamayı gerektirecek bir konu olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte FETÖ üyesi olup olmadığı henüz seçimin yapıldığı tarihlerde belli değilken sırf bağımsız adaylara çalışılmasının FETÖ ile iltisaklı olduğu anlamına gelmediği; darbeye teşebbüs eyleminin 15/07/2016 tarihinde gerçekleştiği, OHAL kararının 20/07/2016 tarihinde alındığı, ihraç olmasına dayanak olarak gösterilen KHK’nın 21/07/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği ve OHAL ilan edilmeden 4 gün önce 16/07/2016 tarihinde açığa alındığı, açığa alındığında uygulanması gereken mevzuatın 2802 sayılı Kanun olduğu, hakkında olağanüstü değil normal disiplin işlemleri uygulanması gerekirken usul ve yasaya aykırı şekilde sonradan yürürlüğe giren KHK ile ihraç kararı verilmesinin idari işlemin konu, şekil ve yetki unsurları açısından sakat hale getirdiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 38. maddesinde yer verilen bağlantı müessesesinin, çok sayıdaki dava dosyasının tek dava dosyasında birleştirilmesi anlamına gelmemesi ve anılan Kanun’da birleştirmeye ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemesi nedeniyle davacının birleştirme talebi reddedilerek, işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/11/2020 tarih ve E:2016/57509, K:2020/5210 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir