Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, Esas No: 2021/761, Karar No: 2021/3280
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/761 E. , 2021/3280 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/761
Karar No : 2021/3280
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/01/2020 tarih ve E:2016/57643, K:2020/206 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayıl Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına yönelik yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/01/2020 tarih ve E:2016/57643, K:2020/206 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6. maddesinin 4. fıkrasında; “Herhangi bir sebeple harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile dava açılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi ve tamamlanması hususu daire başkanı veya görevlendirileceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta ücreti süresi içinde verilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur.” hükmünün yer aldığı,
Yukarıda yer verilen madde hükmünün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ile ve Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı bağlamında mahkemeye erişim hakkı yönünden değerlendirilmesi gerektiği,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre mahkemeye erişim hakkının mutlak bir hak olmayıp zımnen kabul edilmiş bazı sınırlamalara tabi tutulabileceği, Mahkemeye erişim hakkına getirilen kısıtlamaların, meşru bir amaç taşıdığı ve kullanılan araçlarla amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi mevcut olduğu sürece, AİHS’in 6/1 maddesine uygun düşeceği (Bellet / Fransa, 04/12/1995, § 31, Seri A no 333-B), AİHM’e göre adaletin iyi bir şekilde tecelli etmesi için, bir kişinin mahkemeye erişim hakkına mali kısıtlamalar getirilebilmesi mümkün olduğundan açılan davalar için mahkeme harcı ödenmesinin istenmesinin, AİHS’in 6/1 maddesine aykırı olarak mahkemeye erişim hakkının sınırlaması olarak kabul edilmeyeceği (Kreuz / Polonya, B. no 28249/95, § 54, CEDH 2001-VI, Tolstoy-Miloslavsky / Birleşik Krallık, 13 Temmuz 1995, § 61, Seri A no 316-B),
Nitekim Anayasa Mahkemesinin de gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebileceğini, bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemenin kamu otoritelerinin takdir yetkisi içinde olduğunu, öngörülen yükümlülüklerin dava açmayı imkansız hale getirmedikçe ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin söylenemeyeceğini kararlarında ifade ettiği (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 02/10/2013,§ 39, Orhan Ersoy, B. No: 2015/1067, 26/12/2018, § 42),
Dosyanın incelenmesinden, harç ve posta ücretindeki eksikliğin giderilmesi için Dairelerince gönderilen 14/03/2018 tarihli yazının, 27/03/2018 tarihinde bizzat davacıya tebliğ edildiği, eksikliğin tamamlanmaması üzerine, Dairelerince gönderilen ve eksik harç ve posta ücretinin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği ihtarını da içeren 22/07/2019 tarihli ikinci yazının ise 19/08/2019 tarihinde davacının MERNİS adresinde tebligat yapılabilecek kimse bulunmaması üzerine, 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca mahalle muhtarına imza karşılığı bırakılmak ve buna ilişkin ihbarname kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, buna rağmen eksik harç ve posta bedelinin davacı tarafından yatırılmadığının anlaşıldığı,
Öte yandan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlemlere karşı yargı mensupları tarafından açılan davalarda, davacıların adli yardım taleplerinin Daireleri tarafından, “yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmekteyse de bakılmakta olan davada davacı tarafından adli yardım talebinde bulunulmadığının görüldüğü gerekçesiyle,
davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ikinci para isteme yazısının kendisine ulaşmadığı, muhtara bırakılan yazıdan haberdar olmadığı, bu sebeple eksikliği gideremediği, kararın orantılılık ve ölçülülük ilkelerine aykırı bulunduğu, dosyanın kaldığı aşamadan itibaren vekille takip edileceği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/01/2020 tarih ve E:2016/57643, K:2020/206 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
