Danıştay 10. Daire, Esas No: 2016/2624, Karar No: 2021/6195
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/2624 E. , 2021/6195 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/2624
Karar No : 2021/6195
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : … Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Taraflarca; davacı tarafından kiralanmak suretiyle patates ve fasülye ekimi yapılan, Bursa ili, Yenişehir ilçesi, … Köyü, … ada, …, …, … parsel sayılı taşınmazların Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan, bakımı ve işletmesi müdahil şirkete ait olan yer altı su şebekesi vanasının açık bırakılması nedeniyle 05/06/2013 tarihinde su baskınından zarar gördüğü belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) 11.709,60 TL ürün zararı ile 622,10 TL tespit masrafının ve zarara uğrayan icarlı tarlaların kira bedeli, beklenen ancak elde edilemeyen gelir ve masraflardan oluşan 110.000,00 TL olmak üzere toplam 122.331,70 maddi zararın, hasar tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan maddi tazminat isteminin kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, ürünü elde etmek için yaptığı masrafların satış bedeline eklenmesi gerektiği; davalı idare tarafından, ortaya çıktığı ileri sürülen zararın idarenin eyleminden kaynaklanmadığı, yüklenici firmanın sorumlu olduğu ve bu nedenle davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği; davalı yanında müdahil tarafından ise, davanın yasal süresinde açılmadığı, davacının aldığı desteklerin hükmedilen tutardan düşülmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı yanında müdahil tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacı ve davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyiz İstemine Konu İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulü Kısmen Reddi Yönünden İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddedilen Kısmı Nedeniyle Davalı İdare Lehine Hükmedilen Vekâlet Ücreti Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve temyize konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” kuralı yer almaktadır.
Dava, toplam 122.331,70 TL maddi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi’nce, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve kabul edilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 1.479,80 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen maddi tazminat yönünden ise 11.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görülmektedir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi hükmü kurulmasına rağmen davalı idare lehine davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden daha fazla bir meblağa vekâlet ücreti olarak hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda; kısmen reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı idare lehine Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemek üzere 1.479,80 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “Karar tarihinde yürürlükteki AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden hesaplanan 11.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ” ibaresinin “Karar tarihinde yürürlükteki AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemek üzere belirlenen 1.479,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların esasa ilişkin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasında yer alan “Karar tarihinde yürürlükteki AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden hesaplanan … TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ” ibaresinin “Karar tarihinde yürürlükteki AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemek üzere belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)- KARŞI OY :
İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi hükmü kurulmasına rağmen davalı idare lehine davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden daha fazla bir meblağa vekâlet ücreti olarak hükmedilmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
